Türk futbolu, 18 yıllık uzun bir aranın ardından Avrupa’nın kulüpler düzeyindeki en büyük sahnesinde yeniden iki takımla temsil edilmenin gururunu yaşıyor.
Süper Lig şampiyonu Galatasaray’ın doğrudan lig aşamasına katılımının ardından, Fenerbahçe de zorlu periyotları aşmayı başardı. Sarı Lacivertlilerin play-off turunda Fransa’nın Olympique Lyon ekibini eleyerek Devler Ligi biletini alması, Türk futbolu için tarihi bir eşiğin geçilmesini sağladı.
Türk temsilcileri en son 2007-2008 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde iki takımla yer almış, o sezon Fenerbahçe ile Beşiktaş grup aşamasında boy göstermişti. Bu başarıyla birlikte Türkiye, dev organizasyon tarihinde 6. kez iki takımla aynı sezonda mücadele etme hakkı kazandı.
Daha önce 1997-1998’de Galatasaray ve Beşiktaş, 2000-2001’de Galatasaray ve Beşiktaş, 2001-2002’de Galatasaray ve Fenerbahçe, 2003-2004’te Galatasaray ve Beşiktaş, son olarak da 2007-2008 sezonunda Fenerbahçe ile Beşiktaş ülkemizi aynı anda Devler Ligi’nde temsil etmişti.
UEFA’nın 36 takımlı yeni lig formatıyla düzenlenen Şampiyonlar Ligi’nde kura çekimine her iki temsilcimiz de 3’üncü torbadan dahil oluyor.
Lig aşamasında aynı ülkenin takımları birbiriyle eşleşemediği için Galatasaray ve Fenerbahçe bu turda karşı karşıya gelmeyecek; ancak turnuvanın ilerleyen turlarında dev bir Türk derbisi izleme ihtimali masada bulunuyor.
İki ekibimizin birden bu dev arenada yer alması, yalnızca prestij değil, aynı zamanda Ülke Puanı katsayısı ve kulüplerin ekonomik gelirleri açısından son derece kritik bir virajı simgeliyor.
Türk futbolunun Avrupa’daki yükseliş ivmesi, bu tarihi başarıyla beraber yeni bir boyuta taşınmış duruma geldi.
Peki bu tarihi geri dönüş nasıl bir etki oluşturacak?
Türk futbolunun 18 yıl sonra Devler Ligi sahnesine iki takımla birden adım atması, bir sezonluk prestijin ötesinde; ülke puanının kaderini, kulüplerin transfer politikasını ve ekonomisini tamamen değiştirecek stratejik bir dönüm noktasıdır. Yeni 36’lı lig formatında Şampiyonlar Ligi’ne katılım sağlamak dahi kulüplere devasa bir ayak bastı bonus puanı kazandırır. İki takımın bu bonusları toplaması, Türkiye’nin UEFA sıralamasında 8. ve 9. sıralardaki yerini sağlamlaştırır.
Hollanda, Çekya ve Belçika gibi rakip ülkelerle olan puan farkını kapatmanın en kestirme yolu Devler Ligi’nde galibiyet almaktır. Şampiyonlar Ligi’ndeki her galibiyet, alt kupa galibiyetlerine kıyasla taşıdığı katsayı ve tur bonuslarıyla ülke puanını çarpan etkisiyle büyütür.
Devler Ligi’ne katılan her kulüp; katılım payı, katsayı geliri, canlı yayın hakları ve bilet/sponsorluk kalemleriyle birlikte minimum 30-35 milyon Euro bandında net bir geliri garantiler.
Uzun yıllardır Türk takımları, kariyerinin sonuna gelmiş yıldız oyuncuların tercih ettiği bir lig imajına sahipti. Şampiyonlar Ligi’nde düzenli yer alan takımlar, Avrupa’nın genç ve potansiyelli oyuncuları için bir “vitrin” anlamına gelir. Galatasaray ve Fenerbahçe, Portekiz veya Hollanda kulüplerinin yaptığı gibi genç yetenekleri parlatıp 30-40 milyon Euro bandında satabileceği bir iş modeline geçiş yapabilir.
Üst düzey oyuncu transferlerinde en büyük engel “Avrupa’da olmama” durumuydu. Devler Ligi garantisi, transfer masasında Türk kulüplerinin en güçlü kozu haline gelir.
Süper Lig’deki şampiyonluk yarışı artık sadece yerel bir kupa mücadelesi değil, doğrudan 50 milyon Euro’luk dev bir ekonomik savaş anlamı taşıyor. İkinci sırayı alan takımın da ön eleme kulvarında şansının artması, ligdeki şampiyonluk baskısını bir nebze dağıtıp rekabeti 2. ve 3. sıralara da yayarak Süper Lig’in genel marka değerini artıracak.
Ülkemizdeki kısır çekişmeleri bırakarak artık Avrupa’da Türk bayrağını dalgalandırmanın tam da zamanıdır. Her gün yeni bir kaosu konuştuğumuz Türk futbolu, 18 yıl sonra 2 takımımızı Avrupa’nın en önemli sahnesine çıkaracak.
İşte Türkiye, işte Şampiyonlar… Yolunuz açık olsun.
















