Aslında en son yazacağım şeyi en tepeye yazayım ‘Küllerinden Doğan Kaplanlar’…
Kim onlar, elbette ki İngiltere Premier Lig’de mücadele etmeye hak kazanan ve bunu unvanı alan ilk Türk iş insanı olan Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu Hull City…
Mucizevi bir Premier Lig yolculuğu var…
İngiliz futbolunun köklü kulüplerinden Hull City, “Kaplanlar” lakabıyla anılan tarihi boyunca inişli çıkışlı grafikler sergiledi. Ancak kulübün modern tarihi, Mayıs 2026’da Londra’nın büyülü atmosferine sahip Wembley Stadyumu’nda yeni ve altın bir sayfayla taçlandı.
Championship play-off finalinde Middlesbrough’yu uzatmalarda 1-0 mağlup eden Hull City, tam 10 yıllık hasretin ardından adını yeniden dünyanın en prestijli futbol ligi olan Premier Lig’e yazdı. Bu başarı, sadece bir saha içi zaferi değil; doğru yönetim, sabır ve küllerinden doğuşun hikayesidir.
Hull City aslında Premier Lig platformuna tamamen yabancı bir kulüp değil. Kulübün geçmişinde elite seviyede mücadele ettiği üç farklı dönem bulunuyor: 2008-2010 yılları kulüp tarihinin en üst seviyedeki ilk deneyimiydi. İlk sezonlarında 17. sırada kalarak ligde tutunsalar da, ikinci sezonlarında 19. olarak küme düştüler.
2013-2015’te istikrarlı bir oyunla ligi 16. sırada bitiren takım, aynı yıl kulüp tarihinde ilk kez FA Cup finali oynayarak büyük sükse yaptı. Ancak bir sonraki sezon yani 2014-2015’te 18. sırada kalarak alt lige geri döndü. 2016-2017 sezonunda Play-off üzerinden büyük umutlarla tekrar lige çıksalar da, Premier Lig’in acımasız rekabetine dayanamayarak yine 18. sırada Championship’e düştüler. Bu dönemlerin ardından kulüp, uzun süren bir duraklama ve finansal belirsizlik dönemine girdi. Hatta bir dönem League One’a (3. Lig) kadar gerileyerek taraftarını büyük hüzne boğdu.
Hull City için kırılma noktası, Ocak 2022’de Türk iş insanı Acun Ilıcalı’nın kulübü satın alması oldu. Ilıcalı kulübü devraldığında, Hull City Championship’te küme düşme hattının sadece bir basamak üzerinde, adeta ayakta kalmaya çalışan bir takımdı. Acun’un sahipliğinde kulüp, sadece bir futbol takımı olmaktan çıkıp küresel bir marka haline geldi.
Takımın başına getirilen Hırvat teknik direktör Sergej Jakirović, takıma muazzam bir savunma disiplini ve karakter aşıladı. Mütevazı kadro yapısını, ligin en zor gol yiyen ve en savaşçı ekiplerinden birine dönüştürdü. Milyonlarca sterlinlik savurganlıklar yerine, nokta atışı ve kulübün bütçesini sarsmayacak oyuncular tercih edildi.
‘Gelecek Değil, Şimdi’ mottosuyla hareket eden yönetim, Hull şehri ile takım arasındaki kopan bağları yeniden tamir etti. Bu yıl Championship sezonunu 6’ncı sırada tamamlayarak play-off oynamaya hak kazanan Hull City, büyük finale kadar adım adım yürüdü.
Wembley’de oynanan Middlesbrough finali, adeta nefes kesti.Normal süresi 0-0 biten ve büyük bir taktik savaşına sahne olan maçın uzatma dakikalarında (90+5), sahneye golcü Oli McBurnie çıktı. McBurnie’nin ağlara gönderdiği top, sadece galibiyeti değil, 10 yıllık Premier Lig hasretinin bitişini müjdeledi.
Bu şampiyonluk, sportif başarının yanı sıra devasa bir ekonomik gücü de beraberinde getirdi. Hull City, Premier Lig’in ayakbastı parası ve yayın gelirleri sayesinde kasasına yaklaşık 300 milyon euro koymaya hak kazandı. Bu rakam, kulübün geleceğini garanti altına alacak tarihi bir eşikti.
Hull City’nin kazandığı 300 milyon euroluk bütçeye karşılık, ligdeki dev rakipler milyar euroluk finansal güçlerle mücadele ediyor. Kaplanlar, geçmişte düştükleri “asansör takım” hatasına düşmek istemiyor. Sergej Jakirović yönetiminde, Premier Lig’in sert futboluna ayak uydurabilecek, fizik gücü yüksek ve organize bir takım inşa edilmesi planlanıyor.
Hull City’nin Premier Lig yolculuğu; doğru vizyonun, sabırlı bir yapılanmanın ve sarsılmaz bir inancın sonucudur.
Şimdi tüm dünya, Türk bayraklarıyla donatılan MKM Stadyumu’nda, Kaplanlar’ın devlere karşı vereceği büyük savaşı izlemeyi bekliyor.
Bu sadece İngilizlerin değil aynı zaman Türk Hull’kının da zaferidir…
















