Düğün törenleri çok eski zamanlardan beri uygulanan ve kültürümüzde önemli yeri olan bir gelenektir. Maalesef her gelenekte olduğu gibi düğün geleneği de zamanla deformasyona uğramış, aslından oldukça uzaklaşmıştır.
Her alanda olduğu gibi düğün törenleri de insanların egolarını ve gösteriş duygularını tatmin ettiği bir törene dönüşmüş durumdadır.
Günümüzde aslından farklı olarak sadelikten ve duruluktan çok uzak bir şekilde gerçekleşen düğün törenleri, hem düğün sahiplerini hem de davetlileri zor duruma düşürmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Bu törenlerin tamamı hem dini, hem vicdani, hem ahlaki, hem de örfi kurallar çiğnenerek yapılmaktadır.
Düğün törenlerinin asıl amacı, evlenme mutluluğuna kavuşan iki genç insana destek olmak, bu mutlu günlerini paylaşmakken, günümüzdeki düğünler bu insanlara sadece zarar vermekte ve onları sıkıntıya düşürmektedir.
Düğün salonlarına verilen yüz bin liralar, yemeklere verilen yüz bin liralar, ortalığa saçılan milyarlarca liralar…
Tüm bu paraların ulaşmış olduğu tek yer vardır, o da “israftır”.
Gerek dinimizde gerekse de örfümüzde, yapılan düğüne insanları davet edip bu birleşmeyi ilan etmek ve gelen misafirlere yemek ikramında bulunmak vardır, lakin asla bugünkü hırs ve gösteriş arzusu ile yapılmamıştır. Niyet sadece ikramda bulunmaktır. Ama bugün niyet, gösteriş yapıp adından söz ettirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir.
Sırf gösteriş yapabilmek adına ortada oynayan insanların üstüne binlerce lira para saçmak hangi akla mantığa sığınarak yapılmaktadır? Destelerce iki yüz TL’nin atılması bu evli çift için ne fayda sağlamaktadır?
Zaten orkestra çalışanları ücretlerini ayrıca almaktayken onlara on binlerce lira para saçmak hangi akla mantığa yaraşır bir durumdur? Bu düğünlerde boşa atılan paralar bir yerde toplanıp evli çifte verilse, zorluk ve güçlükle evlenen bu çiftin bir yarasına merhem olsa fena mı olur? Ya da bu paralar toplanıp bu yeni evlenecek çift adına ihtiyaç sahiplerine bağışlansa fena mı olur?
Özellikle Güneydoğu Bölgesi’ndeki kalabalık düğünlerde yüz bin liraları bulan paralar havaya atılmakta, bu paralar müzisyenlere kalmaktadır. Sokakta görse, bu insanlara bir kuruşunu dahi vermeyecek olan, hatta belki selam bile vermeyecek olan insanlar sırf gösteriş ve hevası için milyarlarca lirasını gözü kapalı şekilde vermektedir.
İnsanlar zaten zar zor evlenirken bir de bu saçma adetlerin onlara yük olması, bu insanların mutsuz olmasından, borç altına girip strese kapılmasından başka hiçbir işe yaramamaktadır.
2 saatlik bir organizasyon için altı yüz bin – yedi yüz bin Türk lirası verilmektedir. 2 saat için giyinecek olan bir gelinlik bile elli bin – yüz bin Türk lirasına kiralanmaktadır. Bulunmaz Hint kumaşı dedikleri bu olsa gerek. Kuaför ücreti bile on binlerce lira tutmaktayken ve bunun sorumlusu da tüm insanlıkken, utanmadan hâlâ yeni çiftlere mutluluk dilemekteyiz.
Evet, bu saçma fiyatların sorumlusu herkestir. Çünkü bu piyasaya talep yağdırarak arz-talep seviyesini oluşturan da bizleriz. Gelinlik, kuaför, salon, yemek vb. masraflar şu an iki katı olsa bile yine insanlar bu hizmetlerden faydalanmaya devam edeceklerdir. Bunu bilen işletmeler de fiyatları fahiş duruma getirmekten çekinmemektedir. Bugün insanlar sadece bir ay düğünlerini sade bir şekilde yapsa ve bu işletmelerden kısıtlı ölçüde faydalansa ya da hiç faydalanmasa, fiyatların ne derece düştüğünü görmemek mümkün değildir. Elbette her işletme kâr etmelidir, lakin kâr marjının da bir sınırı olmalıdır.
İnsanlara zarar veren şeyler deformasyona uğramış gelenekler bile olsa, bunlara uyulmamalıdır. Her olayda olduğu gibi bu olayda da “El âlem ne der?” düşüncesinden sıyrılıp, dinimize ve örfümüzün özüne göre davranmalıyız. Hayatın her alanında ölçülü olmak esastır. Ölçünün üstüne çıkmak ya da altında kalmak insanlığa zarar vermektedir.
İnsanların bu mantıktan kurtulması lazımdır. Evlenecek çiftlerin de bu mantıktan kurtulması elzemdir.
Hiçbir düşünceleri yoksa bile, yapılan 2-3 saatlik organizasyon için altı yüz bin – yedi yüz bin Türk lirası vermektense sade bir nikâh yapıp bu parayla yurt içi veya yurt dışı seyahatleri yapıp farklı şehir ve ülkeleri görmeleri, onlar için anıların en güzeli olacaktır.
İnsanları sıkıntıya ve eleme düşüren bütün deformasyona uğramış geleneklerin yine insanlar tarafından lağvedildiğini görmek ümidiyle…

















