Yaklaşık yedi yaşlarındaydım. Annem hastaydı ve arkadaşları sık sık ziyaret ediyordu. Beş kardeşiz ve benden üç yaş küçük bir de kardeşim var.
Yine bir gün evde dört beş hanım ziyaretçi varken kapı çaldı. Gelen, annemin bir akrabası olan Pakize Hanım’dı. İçeri girer girmez anneme geçmiş olsun dedi ve kadınlara döndü: “Siz de hasta ziyaretine gelmişsiniz herhalde.” Hanımların cevabını beklemeden de “Hanımlar, hasta ziyareti böyle olmaz. Bakın, bu evde beş çocuk var. Hadi bakalım, şu evi bir toparlayalım.” diyerek hanımları organize etti. Gerçekten de evimiz dağınıktı ve yemek de yoktu. O andan sonra bir hanım mutfağa, diğerleri de ev işlerine girişti. Yıllar içinde Pakize Hanım’dan gördüğüm bu tutum benim için müthiş bir örnek oldu.
Geçen gün sosyal medyada gördüm. Büyükler, “Çocuklu ile tek kollu aynıdır.” derlerdi.
Hakikaten de vaktiyle tek kollu bir insan olduğum için iyi biliyorum, o kadar çok yardıma ihtiyacı oluyor ki insanın.
Bireylerin çocuk yetiştirme usulleri farklı farklı oluyor elbette ve talim-terbiye konusunda çok yakınınız dahi olsa çocuklu hanımlar, çocuklarla ilgilenmek ve onları dinlendirmek her zaman mümkün olmayabilir.
Ancak bir yerine iki kilo sebze pişirdiğimizde, yarısını çocuklu hanımlara ikram edebiliriz.
Boş vaktimizde bolca kek, poğaça yaparak çocuklu hanımlara destek olabiliriz.
Maddi durumu yerinde olmayan hanım komşu ve dostlarımıza temizlik konusunda destek olabiliriz.
Mahremiyet hususu dikkate alındığında, bu desteği kendimiz yapamıyorsak bile birkaç kişi aramızda bütçe belirleyip belli zamanlarda hanımın evine yardımcı gönderebiliriz.
Elbette ziyaretler başlı başına çok vefalı davranışlar ama destekler unutulmuyor, inanın.
Güven ortamının son derece azaldığı günümüz toplumunda daha kalabalık ve daha çeşitli insan portresi var mutlaka. Eski mahalle ve uzun süreli komşuluklar günümüzde çok da mümkün değil. Yani bazen biz iyilik yapmak istesek bile tavrımız kuşku uyandırabilir.
Böyle durumlarda semt muhtarıyla iletişim kurmak, maddi yardımlarımızı bu sayede ulaştırmak mümkün olabilir. Manevi destek için de yine semtimizde bulunan dernek ve kurumlarla iletişime geçebiliriz.
Ancak güven ortamını bireysel olarak sağladığımızda, muhabbet geliştirdiğimizde, çocuklara da annelere bu günün zorluklarında destek olmakla kalmaz, uzun süreli dostluklar kurmak suretiyle güzel anılar biriktirmemiz de mümkün olur.
Bir çocuğun hayatına dokunmak çok çok önemlidir.
Çocuk, iyilik yapmayı da görerek öğrenecektir.
Bir gün büyüdüğünde, “Birçok gece aç uyudum, kimse bizi görmedi, duymadı.” diyen ve merhamet duygusunu geliştirmeyen bir çocuk, empati geliştiremeyen, hatta çoğu zaman öfkeli bir yetişkin olabilir.
Yani aslında çevremizi inşa etmek de bizimle ilgili değil mi dostlarım?
Okullarda yaşanan hadiselerin birçok nedeni olabilir.
Çocukların katliam yapmasının görünen sebebi terörize edilmek (örgütlerin yönlendirmesi) bile olsa meselenin özü yine de görülme isteğidir.
Suçlu çocuklar üzerine yaptığım araştırmada gördüm ki değer bulmamış, değerli olduğu hissettirilmemiş çocuklar, varlık ispatı kaygısıyla aşırılıkların girdabına sürükleniyor. Hatta onları gören illegal bir örgüt olsa bile onlara meylediyor.
Çocukların şımarıklıklarının nedeni sevgi ve değer duygusunu doğru şekilde almak değil, sınırsız maddi ve manevi toleranstır.
Doğru yer ve zamanda çocuğa “hayır” demeyi başarmak, çocuğun terbiyesinin en önemli noktasıdır.
Emin olun, samimi, göz göze yapılan gerçek ve duygu bazlı sohbetlerle çok şey değişebilir.
Yorgun bir anneye şefkatle, kaygılı ve kayıp bir çocuğa ilgiyle yaklaşmak, bugün için değil belki ama yarın için çok şeyi değiştirecektir.
Niyet hayır, akıbet hayır olsun dostlarım.
Selametle kalınız.
















