Dünya bir ölümlüler diyarı değil mi dostlarım…
Henüz on üç gün önce kuzenimi kaybettik.
Kırklı yaşlarında ve üç çocuğu var.
Beklenmeyen her üzücü olay gibi bu kayıp da bizim için çok sarsıcı oldu.
Domino etkisi oluyor sanki; bir gidiş, geçmişteki gidenlerin resmigeçidine dönüşüyor. Kayıplar sıraya diziliyor, bir gözyaşı tufanı da geçmiş gidenlerle vuruyor.
Yas süreci her insanda farklı olabiliyor ama genellikle şöyle gelişiyor:
Yasın 5 Evresi
- İnkâr: Kişi kaybın gerçekliğini kabul etmekte zorlanır ve şok yaşar. “Bu gerçek olamaz” düşüncesiyle zihinsel olarak kendini korumaya çalışır.
- Öfke: Şok etkisi azalınca acı öfkeye dönüşür. Kişi duruma, etrafa, kaderine veya kendine “Neden ben?” diyerek tepki gösterir.
- Pazarlık: Zihin, acıyı hafifletmek için “Eğer şöyle yapsaydım, böyle olmazdı” gibi alternatif senaryolar kurar ve kendi içinde anlaşma yolları arar.
- Depresyon: Kaybın geri döndürülemezliği anlaşılır. Yoğun üzüntü, hâlsizlik, içe kapanma ve hayattan zevk alamama görülür.
- Kabullenme: Kayıp gerçeği sindirilir. Öfke ve acı hafifler, kişi kaybı hayatın bir parçası olarak kabul edip yeni bir düzen kurmaya başlar.
Bu aşamalar herkes için düz ve sırasıyla ilerlemez; kişiler bazı evreleri atlayabilir ya da birden fazla aşamayı yaşayabilir.
(Memorial Sağlık Rehberi)
İnkâr
Babamı kaybettiğimde gerçeklik algımı kaybettiğimi hatırlıyorum. Bir müddet sabah uyandığımda kötü bir rüya mı gördüm acaba, diye düşünüyor, sonra defin ve taziye süreçlerini zihnimde tekrar ediyor ve derin bir acıyla hayata devam etmeye çalışıyordum.
Öfke
Kendim de dâhil herkese öfke duyuyordum ama en çok da babamdan daha yaşlı insanlara karşı tahammül edemiyordum.
Pazarlık
Daha sık görüşmeliydim, daha çok konuşmalıydım, onu hiç kırmamalıydım gibi birçok geri dönüşsüz pişmanlık ruhumu sarmıştı.
Depresyon
Belki de yasın en zor ve uzun süreciydi. Günlük rutinler bile yük olmuştu. Hatta yemek yemek bile suçlu hissettiriyor, tebessüm etmeyi babama ihanet sayıyordum.
Kabullenme
Kolay olmadı. İnançlı insanlar olarak tevekkül zafiyeti yaşamıyoruz dersek gerçekçi olmayız. Neyse ki çocuklarımız vardı ve o depresyon kuyusunda kaybolma lüksümüz yoktu.
Nasıl başa çıktım?
Formülün sahibi yine derdin de sahibi değil mi dostlarım?
“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Doğrusu namaz, çok ağır ve çetin bir iştir; ancak o, Allah’a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlere (huşu duyanlara) ağır gelmez.”
Bakara/45
“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
Bakara/153
“Lokman oğluna şöyle demişti: Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy ve başına gelen musibetlere karşı sabret. Şüphesiz bunlar, azmedilmesi (üstesinden gelinmesi) gereken işlerdendir.”
Lokman/17
Yas sürecinde insan kendini bazen “Acımadı ki” diyerek hislerini bastırırken, bazen de “Niye benim başıma geldi?” diyerek kadere savaş açarken bulabilir. Ancak işlevsiz savunmalarla acıdan kaçmak da, kaderle mücadeleye girmek de ruhumuzu şifalandırmaz. Bizler Hüzün Peygamberi’nin (s.a.v.) ümmetiyiz; üzülmek, ağlamak ve acıyı hissetmek insani bir haktır. Asıl mesele, acıyı halının altına süpürmeden ama kaderi de sorgulamadan o hüznü taşımayı öğrenmektir.
Bu ölümlüler diyarında misafirler olarak, kalıcı yurdumuzu unutturacak kadar büyük acılar yaşatmasın Rabbim ve yaşadığımız acılara karşın da inşirah versin inşallah.
Latif kardeşime sonsuz rahmetler diliyorum…
















