Annem gittikten sonra gelen mayıs ayları hüzün getiriyor bana ve bolca özlem. Dışarıda akıp giden bir hayat var, Anneler Günü reklamları… Herkes annesine hediye alma telaşında… Ama ben annem gittiğinden beri Anneler Günü’nü kutlamayı sevmiyorum.
Her kadın zamanla annesine benzermiş. Aynaya baktığımda annemden bana geçen birçok iz görüyorum. Annem gibi bakıyorum bazen ya da annem gibi gülüyorum… Sadece fiziksel olarak değil benzerliklerim; annem gitti derken hücrelerimde, ruhumda bıraktığı mirası görüyorum her gün, her an. Bir olaya verdiğim tepki mesela annem gibi ya da annem gibi, olduğum odada cam, kapı açmaya başladım. Günün hemen hemen tamamını mutfakta geçiriyorum.
Aradan geçen koskoca beş yılın sonunda bu sabah fark ettim; ne zaman içim daralsa ilk iş bir kapı ya da cam açmak oluyor ya da balkonda buluyorum kendimi. Evin içine o taze hava girsin, perdeler havalansın, evin havası tazelensin istiyorum. Sonra adımlarım gayriihtiyari mutfağa gidiyor. Bir kahve yapıyorum ve açık kapıdan gökyüzünü izliyorum. Fark ettim ki zaman geçtikçe sadece aynadaki çehrem değil, evin içindeki adımlarım da anneme benzemiyor; doğrudan annemin adımlarına dönüşüyor.
Ve anladım ki o camları ve kapıları açmak benim umudumu taze tutuyor. “Gelecek olana yerim var, her şeye rağmen hayat devam ediyor” deme şeklim olmuş. Beş yıl önce kapanan o büyük kapının ardından, şimdi camlarımın ve kapılarımın açık olması, annemin misafiri çok sevdiğini ve hayata karşı, insanlara karşı hep açık olduğunu hatırlatıyor bana.
Mutfak evin kalbidir; orada pişen yemekler, demlenen çaylar, yapılan kahveler o evin yaşadığını anlatır. Anneler ise o mutfağın kalbidir. Benim günümün çoğu zamanını mutfakta geçiriyor olmamla da annemin o mirasını devraldığımı hissediyorum. Bu sene mayıs ayında hem Anneler Günü hem de Kurban Bayramı var. Kaç yaşında olursan ol evinde annen baban yoksa (bizim evde ikisi de yok) ne Anneler Günü ne de bayramda eskisi gibi kıpır kıpır olmuyor kalbin. Bir yanın eksik kalıyor… Hüzünle geçiyor bu günler.
Doğurmuş,
Doğurmamış,
Doğurduğunu bağrına basmış,
Doğurduğunu bağrına bile basamamış,
Doğuramadan evladını kaybetmiş,
Doğurmadığını bile bağrına basmış,
Kendi anne olan,
Vicdanı anne olan,
Ruhu anne olan
Bütün kocaman yürekli kadınların gününü kutluyorum.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Umuda, bir parça sevince tutunmak gerek. Ahirete göç eden anne babalara rahmet diliyorum. Bayramlarda ve bu güzel özel günlerde anne ve babasız olanlara sabır diliyorum. Hayatta olanların ellerinden öpüyor, uzun ömürler diliyorum.
Ve tabii ki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyor; bu vesileyle Atatürk ve silah arkadaşlarına, kanını canını bu topraklara feda eden şehitlerimize rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun… Gazilerimize şifa ve uzun ömürler diliyorum.
Tabii ki her zamanki gibi;
Sizi, kalbinize ve ruhunuza teslim ediyorum…
İçinizdeki çocukla olan sohbetiniz hiç bitmesin…
Hayatınızın en güzel bölümü çocukluğunuz, en masum yanınız çocukluğunuz; onu sakın ihmal etmeyin…
En güzele emanetsiniz…
Sevgi ve saygıyla…

















