Hayal etmek, yaşamda gerçekleşmesi zaman alan, ilgi duyduğu bir sanatı icra ettiğinde, bir dilek dileyip yerine geldiğinde, peşinden koşup gerçekleşen bir durum olduğu kadar bir yaşam biçimi olarak hayatın içinde yer alır.
Yaşama ilk başladığımız andan itibaren bir hayalimiz olmuştur. Her an o hayalin gerçekleşmesi için çabalar ve sonunda kavuştuğumuzda mutluluk rüzgârı eser yüreğimizde.
Hayata hayallerin ne diye sorulduğunda, çok az kişi hayalsizim ya da hayalim yok der. Hayal ettiği bir şey vardır elbette ama! Olmayacak diye kendini avuttuğundan ya da kendini böyle inandırdığından hayalini bir kenara atar ve düşünmek bile istemez… Kendine sürekli inandırdığı bir düşünce içinde kaybolur.
Olmayacak ki!
Hep bunu kendine söyleyip durur… Mücadele vermekten, olması için çabalamaktan uzak durur. Bir şeyi sürekli aynı şekilde tekrar edersen! Onu elde edemez, hayaline dair bir şey kalmaz. Hayat sadece kendini kandırır ya da avutur. Çünkü bu durum yüreğinin köşesinde, içini kemire kemire ukde olarak kalacak.
Hayal etmek ne güzel bir duygu. Hayalim var demek, bu hayalim bir gün gerçek olacak düşüncesiyle yaşama sarılmak… Bazen hayat sizi hayallerinizin olmayacağına inandırmaya ve vazgeçirmeye çalışır.
Oysa ki; en güzel an! Hayallerinizin peşinden koşup, gerçekleştirmek olmalı. Gerçekleşmesi zaman alabilir, sonunda başardım ve hayalim oldu dediğinizde mutluluğunuzun tarifini yapamazsınız…
Hayal, bir sınava benzer. İyi hazırlandığınız ve sorulan bütün cevapları doğru yaptığınızda kazanmış olursunuz. Girdiğiniz her sınavda cevapları eksik bırakırsanız geleceğinizi ertelersiniz.
Hayalsiz bir yaşam, kaptanı olmayan gemiye benzer. Rüzgâr ne yöne eserse gemi oraya gider…
















