Tavuk Şinitzel
Yaklaşık 95,5 kilolardan 69,5 kilolara düştüğüm zaman artık canım fast food / kızartma şöyle olsa da çıtır çıtır yesem dediğim yemekler çekmeye başlamıştı. Bu tarifi o zamanlarda reçete etmek zorunda…
Kitap En İyi Post’tur
Yaklaşık dört sene kadar kitaplar hakkında blog yazdım. Ne kadar klişe değil mi? İtiraf etmeliyim ki okunmadı. Blog’un modası geçti mi geçmedi mi bilmem ama modanın peşinden bu kadar koşmalı…
Son Günmüş Gibi
Yaşadığınız günün sonunda hayata veda edeceğinizi bilmek… Kulağa biraz dramatik geldiğinin farkındayım. Hiç kimse yaşadığı günün son gün olduğunu bilmek istemez. Peki, nereden çıktı şimdi bu konu? Hayatın anlamını, değerini,…
Kul Olsun
Beklemezdim bir daha, harlanacak yüreğim. Beni sevme diyorsun, bilmem nasıl biriyim, Ben sensiz kalacaksam, zamansız can vereyim. Tabutuma sarıl ki, göz yaşları sel olsun. Nil nehrinin önüne, geçip de duramazsın.…
Ön Yargı Saltanatı
Duygularımız arasında durağan ve dogmatik yapısını değiştirmeyen her seferinde sırtımıza ve nefsimize yük olan ön yargı duygusundan bahsetmek istiyorum. Benim tezim, yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere ön yargılarımızın saltanatvari bir…
Bir Fırtına Panoraması
Uyuyordum, rüyalar bir melodi misali ruhumda gezinip duruyordu. Gördüğüm, aynı şeyin farklı türevleriydi sanki. Bir bahar mutluluğunun avare sevincinde yapraklarla gölgelenmiş çiçeklerin muştusunu hissediyordum. Rüyalar tüm isteklerin her koşulda mümkün…
Uzaya Giden İlk Türk İnsanı Defüzyonu
Hatırladığım kadarıyla bilimsel edebiyat üzerine gözlemlediğim ilk eser: Jules Verne’in "Ay’a Seyahat" adlı bilim kurgu öyküsünden uyarlanmış olan çizgi filmdi. O küçük yaşımda beni bambaşka alemlere götürmüştü. Tabi ki ileri…
Sevgi Antibiyotiği
Virüs dediğimiz şey canlı değildir ama ölü de değildir, uygun koşullar bulduğunda canlanabilen bir varlıktır. Canlı olan bakteridir. Örneğin yumurta düşünün, canlı değil ama uygun sıcaklıkta ve sürede bekletildiğinde civcive…
Mavi
Gözleri diyorum, bir gökyüzü masalı Biraz mavi, biraz da sevdaya çalardı. Firari türküler söyletirdi insana, Martılar süzüldükçe maviye bulanırdı. Bilmem, nasıl bir belaydı bakışları? Sıla gibi tanıdık, sıcacık... Her defasında…





















