Bu aralar çokça rastlanan konuların başında katledilen kedi ve diğer canlılar ki, bu hayvanlar bu sıralar çocuklar tarafından yapılmaktadır. Çocukların hayvanlara şiddet uygulaması, hem gelişimsel hem de psikolojik açıdan ciddiyetle ele alınması gereken bir davranıştır. Çoğu zaman doğrudan bir kötü niyet göstergesi değil, keşif merakı, empati eksikliği, tanık olunan şiddeti taklit etme veya duygusal bir yardım çağrısıdır.
Küçük yaş grubundaki çocuklara hayvanın canlı olduğunu vurgulayın. Çocukla göz hizasına inerek net ifadeler kullanıp, “Canı acıyor, tıpkı senin düştüğünde dizinin acıması gibi. Ona dokunurken nazik olmalıyız.” diyerek hayvanı çocukla beslemek önemlidir. Ona destek çıkmak yerine siz de aynı davranışı sergilerseniz, o da sadece hayvana değil, her şeye nefret ve öfke ile bakar. Elini tutarak hayvanı yumuşakça okşamasına rehberlik edin. Sorumluluk verin. Ona evde veya sokaktaki bir hayvanın beslenme ve bakım sürecine çocuğu dahil edin. Bir canlının ihtiyacını karşılamak, empati duygusunu güçlendirir.
Şiddet davranışı süreklilik kazanmışsa, çocuk bundan suçluluk veya pişmanlık duymuyorsa, canlıya zarar vermekten haz alıyor gibi görünüyorsa ya da bu duruma aşırı öfke nöbetleri eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden bir çocuk psikoloğu veya psikiyatristine başvurulmalıdır.
Ergenlik döneminde yapılan hayvana şiddet ve davranış ardında farklı sebepler aramak gerekir; ya arkadaş çevresi, kötü alışkanlıklardan ya da ailede geçim olmayıp şiddet varsa, o da aynısını uygulayarak ileriki yaşlarda bu davranış devam eder. O çocuk, ergen yapar. “Olur öyle.” deyip görmezden geldiğiniz her şeyin pişmanlığını yaşarsınız.
Unutmayalım ki, bu dünyada bir biz değil, hayvanlar da yaşıyor.
Hayvanların da tıpkı bizim gibi acıyı, korkuyu, sevgiyi ve sadakati hissettiklerini kabul etmek, sağlıklı bir toplumun ve bireysel olgunluğun temelidir. Bu bilinci çocuklara küçük yaşta aşılayabilmek, hem hayvanlara karşı merhametli hem de insan ilişkilerinde empati sahibi bireyler yetiştirmenin en kritik adımıdır.
Ebeveynlikte özgürlük ile sınırsızlık, sıkça karıştırılan iki kavramdır. Çocuğa özgürlük tanımak, onu kendi hâline bırakmak veya her istediğini yapabileceği bir alan açmak anlamına gelmez; tam aksine, güvenli sınırlar içinde seçim yapabilme yetisi kazandırmaktır.
Sınırları çizilmemiş bir özgürlük, çocukta özgüven değil, yön kaybı, kaygı ve kural tanımazlık meydana getirir.
Hiçbir çocuğun özgürlüğü ya da denetimsizliği, bir hayvanın yaşam hakkından veya can güvenliğinden daha değerli olamaz. Şiddet gösteren bir çocuk görüldüğünde derhal müdahale edilmeli ve yetişkinler bu konuda tavizsiz davranmalıdır.
Doğadaki her canlının yaşam hakkına saygı duyulduğu bir dünya temennisiyle…



















