Edebiyat

Güneş’in Gözyaşları

0

Bir sabah, yaşama kaynağı olan Güneş’in gözlerinde şimşekler çaktı:

“Yeter artık ! Asırlardır benden ısı ve ışık alarak yaşamınızı sürdürüyorsunuz! Dünyadaki yaşamın devamı için, hiç bıkmadan, usanmadan sizler için her gün doğuyorum. İyi insan, kötü insan ayrımı yapmıyorum. Hepinizi hoş görüyor, hepinizi seviyorum. Ancak sizler ne yapıyorsunuz? Birbirinizi katlediyor, birbirinizle savaşıyor. Yer yüzünü kanla suluyorsunuz. Hayatı birbirinize çekilmez hale getiriyorsunuz!

Bir insanı doğurmak, yaşatmak, onu yetiştirmek kolay mı? Bir insanı yetiştire bilmek için ne zahmetlere katlanıyor, bedenlerinizi ve ruhlarınızı yıpratarak, insan yetiştiriyorsunuz. Bunca zahmetlere katlanarak büyüttüğünüz insanları öldürmeniz akıl karı mı?.. Neden öldürüyorsunuz? Hayatı ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilmek için neden bir şeyler yapmıyorsunuz? Başkalarının mutluluğu için neden gayret göstermiyorsunuz? Birbirinize neden saygı duymuyorsunuz? *”Burası dünya! çok kıymetlendirdiniz. Oysa bir tarla idi; ekip, biçip gideceksiniz…”

Güneş devam etti,”Bilmiyor musunuz ki, her öldüren kendinden bir parça öldürür… Bir parmağının ucundaki acıdan diğer organlar da ağrı duyar… Evren bir bütündür, her canlı yaşamak için birbirine gereksinim duyar…

Sözde teknolojiyi geliştirdiniz (!) Teknoloji geliştikçe; insanlıktan istifa ettiniz. İnsanoğlu, sen zehirli bir yılandan daha tehlikelisin. Çünkü, zehirli bir yılan bile senin kainata verdiğin zararı vermez…

Ey zeka yoksulu insan! Sen bindiğin dalı kesiyorsun farkında mısın? Denizleri öldürdün, ormanları yaktın. Ozon tabakasını deldin, ağaçları, ultra lüks gereksinimlerin içi kestin, nehirleri, gölleri kurutun… İşin gücün öldürmek… Nankörlük özünde var senin.

İnsanı insan eden nitelikler; sevgi, ilim, güzel ahlak ile iyi davranışlardır. Birbirinizi sevmeliydiniz, birbirinizin kanayan yaralarını sarmalıydınız. Birbirinizi anlamaya çalışmalıydınız. Kendinize istemediğiniz kötülüğü, insan kardeşlerinize istememeliydiniz! Kainata zarar vermemeliydiniz. Ben, sizleri çok sevmiştim… Sizlere alışmıştım!” diye vurguladı.

Güneş son kez baktı insanlara. Ve gözleri bulutlandı. Gözlerinden kızıl yaşlar aktı.

Sonra Güneş söndü!

“Güneş öldü! Bu dünyanın bir kapısı olsa, çekip gitsek, başka diyarlara!”dedi. İnsanlar içlerini çekerek. Deli danalar gibi bir sağa bir sola koşturuyorlardı… Herkes ölümcül bir can pazarındaydı!

Bilim insanları,”Bu durum karşısında ne yapacağız? Akıl akıl gel çengele takıl.”dediler.

Bilim insanları, teknolojiyi geliştirdi, uzaya çıktı… Ancak Güneş’in infilak etmesini engelleyemediler, bu yeni durum karşısında bilmez oldular. O müthiş zekaları bir işe yaramadı. Doğrusu insan çok kibirlendi, kendiyle çok övündü. İster aklımızla olsun, ister fizik gücümüzle olsun; bizler mükemmel değiliz. Descartes:”Biz insanlar tam mükemmel olmadığımız için düşüncelerimiz de tümüyle doğru olmaz.”demiş.

Kainat ölüyor! Artık bu evreni kurtarmak bir ütopya…

Necla Karataş

Tarafım Belli Olsun

Önceki makale

Çocuklarda Öfke Problemi

Sonraki makale

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Edebiyat