PsikolojiYaşam

Mutlu Olma Sanatı

2

Yüzyıllardan beri mutluluğun anahtarını bulmaya çalışan birçok insan, filozof ve bilim insanı oldu. Peki mutlu olmak için neye ihtiyacımız var? Eşyalar bizi ne kadar mutlu eder? Mutlu yaşam sürmek ne kadar mümkün? Haz dolu yaşam bizi gerçekten ne düzeyde mutlu kılar? Bu ve buna benzer sorularla mutlu yaşamı hep sorgulama gereksinimini hissetmişizdir. Hatta sosyal medyada mutlu insan portreleri, eğlenceli videolar çeken arkadaşlarımızı görünce hemen kıyaslama yapmaya başlıyoruz. Mutsuz muyum sorusu aklımızın bir köşesinde sürekli bizi rahatsız ediyor. Soren Kierkegaard der ki: “Karşılaştırma eylemi mutluluğun terki memnuniyetsizliğin başlangıcıdır.”

İnsan bazen ümitsizliğe düştüğünde kötü durumların kendisini bulması sonucunda bu halin sürekli olacağı yanılgısına düşebiliyor. Ya da tam tersi müjdeli haberler, eğlenceli aktiviteler, sosyal olduğu dönemlerin, rahat ve parasal yönden kazançlı olduğu zamanların sürekli olacağını düşünebilir. Kaçırdığımız bir şey var hayatın akışı sürekli ve sabit değildir. Yaşam dinamik bir süreçtir. Çalkantılı günlerden rahata huzura erdiğimiz günlere, hayattan keyif almadığımız zamanlardan üretken pozitif anlarımıza geçiş olacaktır. Biz robot değiliz sadece mutlu olmak için yaratılmadık. Hep mutlu olan bir insan acı çeken birinin halinden nasıl anlayacaktı? Bizim için hayır görünenlerden şer, şer görünenlerden hayır bulunur. Mesela başarılı insanların hayatlarına baktığımızda çok zor dönemlerden, acılarla yalnızlıklarla dolu olduğu bir dönem bulunur. Bu çektiği ızdıraplardan öğrendikleri dersleri yaşamına aktarır. Hayatın anlamına sahip, kendini bilen ve olgun bir insan olur. Bu başarılı insan hayata karşı takındığı tavır diğer insanlara ilham olur. Nietzsche’nin sözünü hayatımda bir düstur edinmişimdir: “Öldürmeyen acı güçlendirir.” Eğer karşına çıkan olumsuz olaylara karşı bir anlam bulursan amaç çıkarırsan çektiğin acılardan mutlaka bir şey öğrenirsin. Neden ben sorusu yerine bu zor günlerin de geçeceğini, olgunlaştıracağını, zenginleştireceğini unutmamak gerekir.

İnsan şüphesiz bu dünyada ölüm gerçeğini yaşayacaktır. Her canlı gibi bir gün biz de toprak olacağız. Sonlu olan bu yaşamımızın her saniyesi çok değerli. Bu yüzden bu dünyada kalıcı güzel eserler bırakmak gerekir. Ölüm gerçeği ile yüzleşip bizi aşan bir değere sahip olmamız, bizi gerçek huzura götürecek bir amaç edinmemiz gerekir. Logoterapi’nin kurucusu Psikolog Viktor Emil Frankl 2. Dünya Savaşında Nazi toplama kamplarında zulme uğramış bir Yahudi.. Savaşın ağır şartlarında güç gerektiren demir yolu işinde çalıştırılmaktadır. Sabah gün doğmadan akşama kadar çalıştırılmaktadır. Günlük çeyrek ekmek biraz patates püresi ile günlerini geçirmektedir. Gece yattıkları yerde ranzalarda sekiz on insan birlikte yatmak zorunda. Üzerlerinde çok eskimiş kirli elbiseler. Soğuktan dolayı bazı insanlar zatürre olup tedavi olmadığından ölüyorlar. Viktor bu koşullar altında nasıl sağ çıkmıştı? İlk olarak yaşama bağlı kılan nedenleri vardı. Birincisi sevdiklerine kavuşma umudu, ikincisi bu zor koşullardan öğrendiklerini bilimsel veriler ışığında bir kuram haline getirmekti. Viktor İkinci Dünya Savaşı bitince Nazi Toplama kamplarından kurtuldu. Savaşın yaralarını sardıktan sonra bugün dünyada en çok bilinen logoterapi ekolünü geliştirdi. Viktor mutluluğu aramamıştı. O hayatının anlam arayışındaydı. Anlamlı bir yaşam beraberinde mutluluğu ve huzuru getirecekti.

Medya, kitaplar, kişisel gelişim guruları mutlu olma yaşamının bir gayesi olarak virüs gibi dünyaya yayıldı. Mutlu olmak için sürekli tüketiyoruz. Tükettikçe mutlu bir yaşam sürmek arzusu bizi daha da doyumsuz, memnuniyetsiz hale getirdi. Haz peşinde yaşam sürmek saplantı haline geldi. Bunun yerine kendimizi aşan bir amaca hizmet etmek bize gün sonunda daha iyi gelecektir. Örneğin başkalarının varlığını kabul edip onlara yardım etmek, sokak hayvanlarını beslemek, çevresel bilinci oluşturmak için iklim elçisi olmak, inandığı dinin gerekliliklerini uygulamak insana iyi gelebilir. Mutlu olmayı amaçlamak bizi aslında mutsuzluğa götürür. Ne koşulda olursan ol kendini tanıma sürecinde sana iyi gelecek bir anlam ve değerlerinin olmasını temenni ediyorum iyi insan…

Kadir Kaya
Psikolojik Danışman

Sessiz Bir İsyan: Çöpteki Aşk

Sonraki makale

Yazarın Diğer Yazıları

2 Yorum

  1. Değerli dostum, yazılarını ilgiyle takip ediyorum ve çok beğeniyorum. Mevlânâ der ki” İyi insan mutluluk, Kötü insan tecrübe, yanlış insan ders, mükemmel insan ders bırakır.” Bütün anlam burada sanırım mutlu olmak istiyorsak iyi insanlar biriktirmek lazım. Yazılarının devamını bekliyoruz. İyi çalışmalar…

    1. Çok teşekkürler Üstadım, güzel sözlerinle düşüncelerinpe beni mutlu ettin. Sizin gibi kardeşlerim olduğu için çok şanslıyım 🙂

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Psikoloji