Bazen çığlıklar atar bir karga; sebepli mi, sebepsiz mi bilmez kimsecikler. Belki yaralıdır, belki ağaçtaki bir kedi yuvadaki yavrusuna doğru ilerliyordur; kim, nereden bilebilir ki? Hem kaosu kim ister?
Bazen de rüyalarda koşar insan. Dahası, kaçarken bir de düşersin. Yara almak kaçınılmaz olur. Otlar, dikenler her yerine ilişir. Kendini alıkoyamazsın yaralanmaktan. Düşeceğini bile bile koşarsın. Kalmak öyle korkutur ki boğulurken yılana sarılmak zor gelmez insana.
Karganınki de o misal… Gece yarısı çığlıklarından rahatsız olan bir yabancı, seni susturmak için bağırıp kediyi kaçıverir. Sonra ummadık yerden uzanan bir el yardım olur; orada da yılan misali biri seni boğulmaktan kurtarır.
Zehirli bir çember sıkarken boğazını, bedenini kıpırdatmakta zorlanırken sen; acı bir iğne yetişir içten imdadına.
Kim bilebilir ki şer görünenin hayrını? Kim bırakmaz kendini Yaradan’ın planına…
Bizim küçük aklımız yetmez bazen olacak olana. İşte orada başlar şerrin hayrı. Akışa teslim olup akarsan, Mevla seni su eyler geçiveren aradan. Bilirsin, su yolunu bulur. Ya koca kayanın kıyısından, ya altından, ya üstünden… Ama illaki akacak bir yol bulur.
İşte Allah’a teslim olan bir kalp de uyur, uyanır; bir çıkış aralanır. Aklına gelmeyen kapılar açılır, yoluna dizilir muhafızlar. Işık tutacak eller bulunur.
Yaşam budur bazen de… İşin içine teslim olmuş bir kalp girince, olmazlar olur.
Hem ne demişler; her şey insan için. Kimsenin başına gelmedi mi sanırsın olanlar? Yaşanan acı da mutluluk da hep vardı. Olmasa tanır mıydın? Olmasa bu kadar kanayıp yaralanır mıydın? Olmasa yüzündeki cenneti tanır mıydın? Hepsi birbirine tanıdık.
Nihayetinde hepsi de geçicidir. Gün nasıl ki geceye varıp teslim olursa karanlığa, karanlığın sonu da aynı teslimiyetle vuku bulur. Aydınlık ele geçirir sokakları alacalı bir vaktin ardından. Az önceki simsiyahı unutursun.
Kur’an-ı Kerim’in Leyl Suresi’nin birinci ve ikinci ayetlerinde:
“Yemin olsun, karanlığı ile her şeyi bürüyüp örttüğü zaman geceye,
Açılıp parlattığı zaman gündüze…”
buyurulur.
Bu sure, iyi ve kötü olmak üzere iki çeşit insan karakterini ele alır. Bunların öne çıkan vasıflarını ana hatlarıyla belirtir ve gerek dünyada gerekse ahirette kendilerini bekleyeni tesirli bir üslupla anlatır.
Nitekim insan, dünya üzerinde de sonrasında da yaptıklarının karşılığını elbet bulur. İyiler sancılı bir doğum yapsa dahi, nihayetinde onu bekleyen bir armağan getirir dünyaya.
Bu hikâyede, vay ki vay yüreği leyl olana…

















