Siftah yapmadan söndürdük umutlarımızı.
Acemi işi oyma sandıkları yük edip heybemize,
Doğruların yanlışları götürdüğü sırattan ince,
Nerede çetrefilli yol varsa,
Oraya revan.
Duygularımız anadan üryan,
Yüzümüzün her bir çizgisinde.
Kıvılcımlar hücum ederken gözbebeklerimize,
Buruk bir tebessümün ardına gizlendik.
Yanık tenli çocukların günahına giren,
Alemde ne kadar zulüm varsa,
İnsanlığı öldüren,
Hepsine bir bir boyun eğdik.
Hatıraları yırtıp atarak çöpe unutulacağını sandık.
Onca acının, tükenmişliğin,
Yine de yaşam umup yaslandığımız omuz,
İnancımızın da son zerresine sebep olunca,
Artık değiştiğini anladığımız son engebenin
Kırıklığıyla günler batırıp geceler devirdik.
Emanetçide unutulan eşya misali zaman artığı,
Deniz manzaralı hayaller biriktirirken
Mutfak masası başında,
Dünyaya sessizlik,
Kağıda, melisa kokulu dizeler
Ve dilimize en çok
Allah’a emanet dualar yakıştırdık.


















