Belki de ilk kez gerçekten kendini merkeze almak demek. Hayat boyu öğrendiği rollerden, “iyi kız”, “güçlü kadın”, “sorumlu çalışan”, “herkesi idare eden” kimliklerinden bir adım geri çekilip “Ben kimim, ben ne istiyorum?” diye sormak demek. Kendine atılan adım çoğu zaman sessizdir; dışarıdan bakıldığında büyük bir değişim gibi görünmez. Ama içeride bir yer yerinden oynar. Çünkü insan ilk defa başkasının gözünden değil, kendi kalbinin içinden bakmaya başlar.
İşte tam burada direnç başlar. Direnç çoğu zaman korku kılığında gelir ama özünde alışkanlıktır. Aslında neye direniyoruz? Acıya mı, bilinmezliğe mi, yoksa kontrolü kaybetme ihtimaline mi? Belki de en çok bildiğimiz kimliği bırakmaya direniyoruz. Çünkü kim olduğumuzu sandığımız şey bizi sınırlasa bile tanıdıktır. Tanıdık olan güvenlidir. Tutunmak güvenli. Bildiğini bildiği yerden yaşamak güvenli. Kaçmak bile güvenli. Oysa insanın ruhu güvenli olanı değil, gerçek olanı ister.
Kendine adım atmak, akışa bir kapı aralamaktır. “Ben her şeyi kontrol etmek zorunda değilim.” diyebilmektir. Bir düğümü zorla çözmeye çalışmak yerine, ipi hafifçe gevşetmektir. Ucu kaçan bir ilmek gibi… Bir yerden sökülmeye başlar ve söküldükçe düzelir. Başta korkutucu gelir; çünkü alıştığımız düzen çözülüyordur. Ama aslında çözülmek dağılmak değildir. Çözülmek yeniden örülmeye hazırlanmaktır. Daha bilinçli, daha sade, daha sahici bir biçimde.
Bazen kendine atılan adım çok basit bir soruyla başlar: “Şu an yaptığım şeyi gerçekten ben mi istiyorum, yoksa alıştığım için mi yapıyorum?” İşte soru koçluğu tam burada devreye girer. Kendine dürüstçe sorduğun her soru içindeki sesi biraz daha görünür kılar. “Bu kararı korkudan mı veriyorum, sevgiden mi?” “Bu ilişkiyi sürdürmemin sebebi alışkanlık mı, değer mi?” “Yorulduğum hâlde devam etmemin nedeni güçlü görünmek mi?” Sorular netleştikçe sis dağılır. Çünkü farkındalık insanın kendi içindeki pusulayı eline almasıdır.
Ve belki de en kıymetlisi şu: Kendine adım atmak büyük bir devrim olmak zorunda değildir. Bazen bir “hayır” demektir. Bazen bir gün boyunca kimseyi memnun etmeye çalışmamaktır. Bazen sadece dinlenmektir. Küçük gibi görünen bu seçimler içeride büyük bir yer değiştirir. Çünkü her seferinde bilinçaltına şu mesajı verirsin: “Ben de önemliyim.” İşte o an bırakmak gerçekten güvenli olur. Çünkü artık kendine yaslanmayı öğrenmişsindir.
Bırakmak güvenli
#dilaranefeste



















