Hayatın temeli olarak pek çok unsuru sayabiliriz. İnanç ve disiplin bir araya geldiğinde karakter oluşur. Disiplin öndeyse, inanç dağılmaz. İşte insanı başarıya götüren iki önemli olgu. Çünkü disiplin, insanın duyguları dağılsa bile sistemi devam ettirir; moraller düşse bile göreve devam eder, terk etmez.
Tüm bunları spor ve futbol ile bağdaştıracak olursak, skor gerideyken bile panik değil, plan işler. Bunun en önemli nedeni disiplindir. Karakterli insanlar, hele hele sporcular, disiplinli olmaya devam ederler. Çünkü disiplin alışkanlık üretir, alışkanlık güven, güven de devam eden süreçte inancı besler. Kısacası, disiplin bir nevi inancın altyapısıdır.
Örneğin, Alman Milli Futbol Takımı yıllarca katıldıkları turnuvalarda başarı inşa ettiler. Kulüp düzeyinde de Bayern Münih aynı çizgiyi devam ettiriyor. Orada forma giyen oyuncular, çalışma temposunun düşmeyeceğini iyi bilirler; zira sistem ve disiplin vardır. Zaman zaman inançları kırılsa bile, disiplin ile kırılmayı geciktirmekle kalmaz, onarırlar.
İnsan da disiplinin kökenini korkuda değil, kesinlikle bilinçte bulur. İşte bu yüzden kalıcıdır. Sporcu için bilinç disiplini çok ama çok güçlüdür; çünkü kişi ne yaptığını, neden yaptığını bilir ve sonuçlarını kabul eder. Örneğin, Carlo Ancelotti gibi teknik adamların takımlarında disiplin korku değil, bilinç üzerine kurulur. Oyuncular sistemin birer parçası olduklarını bilirler. İtaat ettikleri için değil, inandıkları için uygularlar. Benzer şekilde, Pep Guardiola’nın oyun düzeni detaylıdır, ama oyuncular bu düzeni ezbere değil, anlayarak uygularlar. Bu yüzden sürdürülebilir bir oyun planları vardır.
Sporcu için disiplin; antrenman sürekliliği, taktik sadakat, pozisyon bilgisi ve kriz anında planı terk etmemek demektir. Bunun en iyi örneklerinden biri ise Atletico Madrid teknik direktörü Diego Simeone’dir. Uyguladığı sistem ve disiplinle, yıllarca bütçe olarak daha güçlü rakiplere karşı ayakta kaldığını görüyoruz.
Hep futbolla sınırlı kalmazsak, basketbolda da bu tabloları görmek mümkündür. Türkiye’de Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko basketbol takımlarını örnek verebiliriz. Sporun en önemli unsurlarından biri üst seviyelerdeki devamlılıktır. Devamlılığın diğer önemli unsuru ise istikrardır. Turkish Euroleague’de yer alan takımlarımızda Fenerbahçe Beko, önce Zeljko Obradović ile yakaladığı ivmeyi, disiplin ve istikrara borçludur; Koç Šarūnas Jasikevičius ile de süreklilik kazandırma yolundadır. Oyuncular gelip gidiyor, oyun içinde değişimler malum, basketbolda çok oluyor; ancak ortada belli bir oyun bilinci ve disiplin söz konusu olunca sistem tıkır tıkır işler.
Tıpkı voleybol kadın takımlarımızda olduğu gibi. Bütün bunların topluma yansımaları da merak edilen konulardan biridir elbette. Zira kulüpler, teknik adamlar, oyuncular, taraftarlar yani toplum olmadan olmaz, olamazlar. Bu yüzden bilinç ve disiplinin topluma yansıması da çok değerlidir.
Toplum olarak bilinç ve disiplini en üst seviyeye çıkarmanın yolu ise sevgiden geçiyor. Sevgi, disiplini zorunluluk olmaktan çıkarır, sorumluluğa dönüştürür. Sevgi motivasyonu başlatır, disiplin sürekliliği sağlar. Sevgiyle kurulan disiplin, başarılı çalışma ve sonuç olarak taçlanır.
Ve yazımın sonunda diyorum ki: “Futbolu sadece bilenler değil, aynı zamanda sevenler yönetmeli.”
















