Son yıllarda Guinnes Rekorlar Kitabına girecek kadar olmasa da hatırı sayılır kez taşınma görmüş biri olarak izlenimlerimi paylaşmaya karar verdim. Taşınma sürecinde her şey öyle alt üst oluyor ki ne kitap okumaya vaktim oldu ne de herhangi bilimsel bir konuyu takip edebildim açıkçası.
Hiçbir zaman yoğurt kutularını biriktiren biri olmadım. Hoş biriktirenlere de lafım yok. Yeri geliyor ciddi ihtiyaç oluyor mutfak işlerinde o ayrı. Demem o ki ben kendimi minimalist sanırdım. Ya da minimalist olma yolunda bazı girişimlerim oldu da diyebilirim. Fakat bu konuda hiçbir zaman başarılı olamadığımı da eklemeliyim. Hatta olamayacağımı da kabul etsem iyi olur.
Fakat asıl soru şu. Biz gerçekten minimalist olabilir miyiz? Ya da olmalı mıyız? Hurçları, çuvalları ve kutuları düzenlerken hep bunları düşündüm. Yılbaşı süsleri, kitap ayraçları, boş ilaç saklama kutuları, masa örtüleri, kaydırmazlar, saklama kapları, kahve kupaları ele ele tutuşup etrafımda bana dil çıkararak dönerken gardıropları açmaya korktuğumu fark ettim.
Çuval çuval giysi, kutu kutu ayakkabı ne zaman bu kadar birikip çığrından çıkmıştı sahi? İki büyük boy çöp torbası temizlik bezi ve bir o kadar da bağışlanabilecek eşya çıkarmıştım son haftalardaki taşınma telaşesinde. Yurtdışında ya da filmlerde gördüğümüz garaj satışları ve ikinci el ürün alışverişi gözüme her zamankinden daha sempatik göründü o an. Gerçekten de ziyan oluyordu bunca eşya. Biz gidecektik ama arkamızda kalan sadece eşyalar olacaktı bir gün. Geçenlerde “Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş” diye bir film izledik. Orada ikiz kardeşlerin anne babası ölünce arkada kalan eşyaları toplama süreci ve bir depoda birikmiş yığına bakarken bunca eşyayla ne yapacaklarını düşündükleri sahne geldi aklıma. Biz aslında eşyalara değil de onlarla kurduğumuz duygusal bağlara mı muhtaçtık acaba?
Daha az eşyamız olursa içimizdeki boşluktan kaçamayacağımızdan mı korkuyorduk yoksa? Tüketim çılgınlığı, kapitalist sisteme yergilerimiz…Bunlar artık klişe bahaneler gibi gelmeye başladı değil mi? İçimizde bir yerlere çok daha derinlere bakmamız gerekiyor sanki…
İçimize mi taşınsak ne dersiniz?
Sevgiyle kalın 😊


















