Ruhların yaşam süreceği bedeni ve yaşamı seçtiğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Bir şeylerin tesadüfi olmadığını biliyordum fakat ruhun bir bilinci olması ve öncesinde yaşayacağı bedeni, süreceği yaşamı belirlemesi çok ilginç geldi.
Ruh, beden ile bir araya gelmeden önce deneyimlemek istediği hayatı biliyor ve ona göre seçim yapıyor. Nasıl mı? Örneğin, bir hastalığı deneyimlemek istiyorsa hasta ya da hastalığa yatkın bir bedeni tercih ediyor. Acı çekmeyi deneyimlemek istiyorsa acı dolu yaşamı olan bir bedeni tercih ediyor. Risk ve kaos istemeyen bir ruh ise risksiz bir hayatı tercih edebiliyor.
Esasında genellikle ruh, kaos ve zorlu bir hayat istiyor. İnanılan düşünceye göre kaos ve keder ruhu dinginleştiriyor, güçlendiriyor ve ilerletiyor. Bu yüzden savaş ve kıtlık gibi zorlu dönemlerde daha fazla ruh dünyaya gelmek istiyor. Yapılan araştırmalarda da savaş dönemi öncesinde doğum oranlarında ciddi bir artış gözlendiği belirtiliyor. Ruh, kaos ortamında ölümü ve bir amaç uğruna ölümü deneyimlemek istiyor.
Bazı ruhlar da var ki konfor alanı tercih edip kozasında kalmak istiyor. Her şey sütliman bir hayat onlara huzurlu geliyor. Ruhlarının ilerlemek, güçlenmek gibi amaçları olmayabiliyor. Bazıları ise cesaretli bir bedende özgür bir hayat ya da zor aileye doğmak gibi tercihler yapabiliyor. Ruhun doğacağı aileyi, yaşayacaklarını önceden bildiği, ona göre o bedende var olmayı dilediği söyleniyor. Doğup yaşamayı, doğup hemen ölmeyi ve anne karnında ölümü deneyimlemeyi dileyen ruhlar da var.
Anlıyoruz ki her seçimin bir amacı var. Doğduğumuz kültürün, coğrafyanın bir seçim olduğunu anlıyoruz. Bizi sıkan, daraltan insanların bile bir amaç için var olduğunu anlıyoruz.
Yalnızlık zor karar görünür fakat büyük resme bakılınca sarılacak kimsesi kalmayan ruh, kendini seçmeyi öğreniyor, güçleniyor. Güçlü dediğimiz insanların o güce ulaşmaya en başta karar vermiş olduğunu anlıyoruz. Mizaç dediğimiz o değişmeyen yapıyı da doğrular nitelikte bir bakış açısı olduğunu fark ediyoruz. Mizaç; ruhun bir kararı, bir seçimi, yaşamı belirleyen tercihi olarak görülüyor.
Ruhumuzun seçtiği bu hayatı kabul etmek ve uygun olan olduğunu bilmek, yaşamı kabullenmeyi kolaylaştırmıyor değil. Bunu bilmek belki de hayat içindeki mesajları almayı, ipuçlarını okumayı, bir şeyleri anlamlı kılmayı sağlıyor.
Zor yaşam seçen ruhlar, ilerlediğine ve arındığına inanıyor. Onlar için yaşam dağın zirvesine giden bir yol gibi. Zor, engebeli, yorucu ama zirvenin, ilerlemenin, arınmanın gereği. Demek ki bu sebeple Nietzsche ve Fuzuli gibi düşünürler “Acı insanı güçlendirir.” düsturunu benimsemişler.
Sizin ruhunuz da şu an içinde bulunduğunuz yaşamı deneyimlemeyi seçti çünkü burada kendine iyi gelecek bir şeyler olduğunu biliyordu. “Ruhum neden bu hayatı tercih etti, bana iyi gelecek olan ne?” diye sorduğunuzda ne tür cevaplar gelecek acaba? “Bu hayatı tercih etme sebebim ne olabilir? Beni ilerleten neler yaşadım, yaşıyorum?” Belki cevap verememiş bile olabilirsin. Bütün olarak bakma şansı elde edilebilirse daha net görülebilir; ne, neden, ne içinler…
















