Mübarek Ramazan ayının ruhumuzu şifalandırdığı günlerde yazdığım Ramazaniyye yazımın devamı olarak, tam da bayramın 2. gününden yeni yazımı Iydiyye (bayram şiirleri) başlığı ile sunmak istedim. Bu günlerin kıymeti mukabilince ben de anlam ve önemini edebiyat dünyasının derinliklerinde aramak istedim.
Bayramlarda padişahın veya dönemin ileri geleninin bayramını kutlamak, karşılığında da caize (bahşiş) alabilmek için yazılıp sunulan şiirlere ıydiyye (bayram şiirleri) denilmektedir. Ramazan ve Kurban Bayramı, özellikle kasidelerin nesib (tasvir) bölümlerinde belli bir konu olarak ele alınmıştır. Zamanının bayram anlayışı, inanış, adet ve gelenekleri; yaşanan bayram sevinci ve yapılan hazırlıklar, düzenlenen resmî tören, halka verilen ziyafet, oyun ve eğlenceler çeşitli şekillerde anlatılmıştır. Önce o günlere kavuşmanın şükrü üzerinde durulup, bayramı büyük bir coşku ve neşe içinde eğlenerek geçirilmesi ile devam eder.
Ramazan Bayramı, şevval hilâlinin görünmesiyle başladığından hilâlle ilgili kalıplaşmış sanatlı ifadelere yer verilir. Ramazanı büyük bir mânevî coşkuyla geçiren dindar kişilerin sevinçleri de dile getirilir. Bayram, onlar için ibadetlerinin ilk karşılığıdır. Halka dini vazifelerini anlatmak için Anadolu’nun çeşitli yerlerini gezen irşad ehlinin, geçimini sağladığı yardımlarla memleketlerine çifte bayram yaptıkları ifade edilir. Ziyaretler, alınıp verilen hediyeler, mevsimine göre gidilen mesireler bayram günlerinin değişmez özellikleridir. Bayram mûsikisi ile mehterlerin nevbet vurması, davul ve köslerin çalınması akla gelmektedir. Bayram salâsı sadece bu günlerde verilir. Fakir fukaranın gözetilmesi ve onlara yapılan çeşitli yardımlarla bayram sevincinin yaşatılarak herkesin bu sevinçten faydalanması için mahpusların affedilip zindanların boşaltılması da şiirlere konu olmuştur. Özellikle İstanbul’un Eyüp, Kâğıthane, Sâdâbâd, At Meydanı, Vefa, Tophane, Üsküdar gibi gözde mesire yerlerinin (hâlâ aynı olmakla beraber) eşsiz bayram yerleri olarak gösterilmiş mısralarla birlikte kendilerine ölümsüz yer edinmişlerdir. Çocukların sevinçleri ise bayramlık elbiseler, el öpme merasimleri, salıncaklar, dönme dolaplar, hokkabazlar, atlıkarıncalar, at ve araba gezileri, Karagöz ve orta oyunu seyirleriyle ıydiyyelere yansıtılmıştır.
Kurban Bayramı konulu ıydiyyelerde ise onun özellikleri ve vecibeleri farklı olması sebebiyle şiirde de kendine has mazmunları, hikâyeleri, benzetmeleri söz konusu olmuştur. Örneğin herkesin kendi durumuna göre bir hediye (ıydâne) verme âdeti, Kurban Bayramı’nda âşıkların canlarını sevdiklerine kurban etmesi şeklinde yansımıştır. Çocukların alınlarına kurban kanı sürülmesi dizelerde yer almış. Ellere kına yakılması âdetinden bahsederek telmih yapılmıştır. Dahası, bayram sabahı gökyüzünü kaplayan kızıllığın feleğin kestiği kurbanın kanından kaynaklandığını hüsn-i talil sanatı kullanarak ifade etmişlerdir. Kurban Bayramı günlerin hac günleri olmasından dolayı Kâbe, kıble, Safâ, Arafat gibi yerlerden bahsedilmiş, Hz. İbrâhim-İsmâil hikâyesini Kurban Bayramı’na atfederek şiirlerinde ele almışlardır.
Kasidelere özel bir gün olarak yansıyan ve kendi adı ile anılan ıydiyyelerde toplumun yaşantısı, duygu ve düşüncesi kendisine konu olmuştur. Tabii bunu yaparken şairinin sanatsal üslubu, klasik sanatı kullanma kabiliyeti, kelimeleri dize getirişi de ona ayrı bir anlam katmıştır.
Türk edebiyatında ıydiyye yazılmasına ne zaman ve hangi şair tarafından başlandığı bilinmemektedir. Fakat birçok şairin divanında ıydiyyenin var olması ile XV. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaya başladığı düşünülmektedir. Bu yüzyılın tanınmış şairi Ahmed Paşa’nın divanındaki, biri “ıyd” redifli iki ıydiyyenin bu türün bilinen ilk örnekleri olduğu söylenebilir.
Şairlerin şiirlerine altın yaldızlarda ilmek ilmek dokuduğu inci gibi bayramlarımızı ben de konu edindiğim için mutluyum. Ecdad, tarihin hep nahif tarafını seçmiş. Bizlere de nasip olur, inşallah. Önce Allah’tan ibadetlerimizin kabulünü isteyip bir ayın sabrını, tevazusunu, ‘ben’den ziyade biz olmanın verdiği şuuru bir ömre işlemenin dileğiyle birlikte herkesin Ramazan Bayramı’nın mübarek olmasını isterim.
“Iydınız said, ömrünüz mezid olsun.”
















