İnsan, kendine yaptığı en büyük kötülüklerden birini çoğu zaman fark etmeden işler: Başardıklarını, üstesinden geldiklerini, emek vererek inşa ettiklerini “zaten olması gereken” diyerek sıradanlaştırır. Oysa “normal” dediğimiz pek çok şey, başkaları için ulaşılması güç bir çabanın, sabrın ve inancın sonucudur.
Serdar Vatansever’in bu sözleriyle karşılaştığımda metni bir kez değil, birkaç kez okudum. Her okuduğumda kendime karşı ne kadar ölçüsüz bir tevazu içinde olduğumu fark ettim. Oysa mesele kendini büyütmek ya da kibirle beslemek değil; mesele, kendinin farkında olmak. Kendi emeğini görmek, kendini takdir edebilmek ve gerektiğinde kendinle gurur duyabilmek.
Küçük kızımla yaptığımız sohbetlerde günün içinden küçük ama anlamlı sorularımız var: “Bugün seni mutlu eden bir şey oldu mu?” “Bugün seni üzen bir olay yaşadın mı?” Son zamanlarda o da bana başka bir soruyla gelmeye başladı: “Anne, bugün benimle gurur duyduğun bir şey yaptım mı?” Cevabım çoğu zaman aynı oluyor: “Her hâlinle, çabanla ve başardıklarınla gurur duyuyorum.” Ama bu yazıyı okuduktan sonra aynı soruyu kendime sorduğumu fark ettim: Ben kendimle en son ne zaman gurur duydum? Kendimi ne zaman gerçekten takdir ettim?
Dönüp baktığımda başardıklarımın farkında olduğum anlar vardı elbette. Ancak o hissi kendime tam anlamıyla yaşatmamışım. Dışarıdan gelen tebrikleri, dostların, arkadaşların ve okurların güzel sözlerini sanki değeri daha en başından düşükmüş gibi aynı potada eritip sıradanlaştırmışım.
Oysa yaptıklarımız “zaten olması gereken” değil. Başardıklarımız da, başarısızlıklardan çıkardığımız dersler de öyle. Çünkü yapmak isteyip yapamayanlar var. Çabalayıp yol bulamayanlar var. Ben başkalarının çabasını takdir ederken kendi başarabildiklerimi görmezden gelmişim.
Neden? Çünkü tevazunun sınırını aşmışım. Oysa insan, başkalarına kurduğu cümlelerin cömertliğini kendinden esirgememeli. Kendine de en az başkaları kadar nazik, takdirkâr ve hakkaniyetli davranabilmeli. Kendi emeğinin kıymetini bilmeli; başardıklarını küçültmeden, abartmadan ama hakkını vererek sahiplenebilmeli.
“Yok canım, herkes yapar.” cümlesinin sahte rahatlığını geride bırakmanın zamanı belki de. Çünkü hayır, herkes her şeyi yapamaz. Birinin sanata yatkınlığı vardır, diğerinin üretmeye, bir başkasının insanları anlamaya… Yetenekler çeşitlidir ve her biri özeldir.
Tam da bu yüzden insanın kendine şu cümleyi kurabilmesi kıymetlidir: Kendi yeteneklerimin farkındayım. Bu yönümle gurur duyuyorum. Başardıklarım ve başarmak için gösterdiğim cesaret benimdir ve değerlidir.
Yaptığımız her şey en temelde kendimizi iyi hissetmek, içimizdeki sesi susturmak ya da büyütmek için. Elbette dışarıdan gelen takdir de insana iyi gelir; gururunu okşar. Ama asıl mesele o gururun önce içimizde yankılanmasıdır.
Ve belki de en sade, en gerçek cümle şudur: İyi ki yapabiliyorum. Bu bir ayrıcalık. Ve ben bunun farkındayım.


















