Zaman, işleyişi tam olarak çözülemeyen; herkese aynı hızla ilerlediği hâlde herkeste farklı duygular uyandıran bir olgudur. Her insanın hayatında zamanın akışı farklı hissedilir. Mutlu olduğumuz anlarda onu avuçlarımızda tutmak isteriz; fakat zaman, parmaklarımızın arasından sessizce kayıp gider. Acı çektiğimizde ya da hastalandığımızda ise aynı zaman bir türlü geçmek bilmez. Sanki avuçlarımızda hapsolmuş gibidir. Bırakmak isteriz ama bırakamayız. İnsan, mutlu olduğu anları uzatmak isterken acı çektiği anlardan bir an önce kurtulmayı arzular. Ne var ki zaman çoğu zaman bizim istediğimiz gibi işlemez. Tutmak istediğimiz anlar hızla uzaklaşırken, bitmesini beklediğimiz anlar ağır ağır ilerler. İşte bu yüzden zaman, hayatın içinde saklı bir duygu gibidir. Bazen geçmek bilmez, bazen de bir ömür kadar kısa gelir insana. “Su gibi aktı geçti” deriz ya; gerçekten de zamanın en doğru tanımı belki budur.
Zaman işledikçe bazı izler silinir, bazıları ise ne kadar zaman geçerse geçsin kalmaya devam eder. Her insanın unutamadığı bir zamanı, dönüp dönüp hatırladığı bir anısı vardır. İnsan çoğu zaman elinden kayıp giden, geri getiremediği zamanlara üzülür. Kim bilir, belki de bugün yaşadığımız bir an yarın en çok özlediğimiz zamana dönüşecektir. Çünkü yaşanmadan bilinmez hayatın gerçeği. Zaman bazen her şeyin ilacı olur. En derin yaraları bile yavaş yavaş sarar. Acılar hafifler, kırgınlıklar azalır. Fakat bazı zamanlar da vardır ki insan geçmişe dönüp baktığında “Keşke…” demekten kendini alamaz. Buna rağmen zaman durmaz; ilerlemeye devam eder. Önemli olan, yavaş geçen zamanı da hızlı geçen zamanı da yaşayabilmektir. Çünkü insan her geçen andan bir ders çıkarır.
İlaç olan zaman da yara olan zaman da insanı olgunlaştırır. Kimini yıpratır, kimine ise hayatı öğretir. Bu yüzden her geçen anın kıymetini bilmek gerekir. Bugünün sıkıntıları yarının huzuruna dönüşebilir. İnsan ne kadar tutmak istese de zamanı elinde tutamaz. Zaman bazen yar olur, bazen yara olur. Fakat her hâliyle insana bir şeyler öğretir. Aslında zamanın en büyük hediyesi tecrübedir. Kaybettiğimiz anları geri getiremez; fakat o anların bize bıraktığı dersler geleceğimizi şekillendirir. Bu yüzden insan, zamanını boş yere harcamamalıdır. Hayatta en zor geçen zaman, boşa geçirilen zamandır. Çünkü insan dönüp geriye baktığında geçen yılları değil, değerlendiremediği fırsatları düşünür.
Belki de zamanın bizden istediği tek şey, yaşadığımız anın farkında olmaktır. Geçmişe takılıp kalmadan, geleceğin kaygısına kapılmadan bugünü yaşayabilmek… Çünkü dün artık geride kalmıştır, yarın ise henüz gelmemiştir. Elimizde olan tek şey şu andır. Ve günün sonunda herkes aynı gerçekle karşılaşır: Zaman kimse için durmaz. Ne zengin için yavaşlar ne de yoksul için hızlanır. Herkes kendi payına düşen zamanı yaşar. Önemli olan ne kadar yaşadığımız değil, bize verilen zamanı nasıl değerlendirdiğimizdir. Çünkü bir gün saatler durduğunda geriye kalan şey, geçen zaman değil; o zamanın içine sığdırdığımız hayat olacaktır.
















