İnsan hayatının her döneminde bir şeylere ulaşmayı hedefler ve bunun sonucu olarak da gerçekleşmesini istediği şeylerle ilgili beklentiye girer.
Küçücük bir çocukken bile hayattan birçok beklentimiz vardır. Öğretmenimizden aferin almak, ebeveynlerimizden sevgi görmek, arkadaşlarımız arasında popüler olmak, o çok istediğimiz oyuncağı alabilmek gibi. Yıllar geçip de yaşımız ilerledikçe beklentilerimizin de niteliği değişir. Ortaokulda arkadaşlarımızdan ilgi görmek, iyi bir liseyi kazanabilmek, lisede güzel bir kız, hoş bir delikanlı olmak ve iyi bir üniversiteyi kazanabilmek. Sonra üniversiteyi bitirmek ve iyi bir iş sahibi olmak. Bunlar böyle devam eder durur.
İnsanın hayattan beklentisi her yaşa, her duruma göre değişir, şekillenir ama asla bitmez. Bir beklenti gerçekleştikten sonra, tamam artık istediğim oldu, daha ne olsun demez; sürekli yeni bir beklentiye gireriz. İşimiz olur, evlenmek isteriz, evleniriz, çocuğumuz olsun isteriz, evimiz olsun, arabamız olsun, sonra da daha büyük ve güzel bir evimiz olsun… İsteklerimiz ve beklentilerimiz ölene dek devam eder.
Hayattan beklentilerimiz olması çok önemlidir çünkü bu bizim hep umutlu olmamızı sağlar. Umudumuzu kaybetmek ise yavaş yavaş tükenmişliğe sürükler bizi. Hayatımız boyunca yaşama tutunabilmek için umutlu olmaya hep ihtiyacımız var. Önemli olan bunu kendimize ve sevdiklerimize zarar verebilecek bir hırsa dönüştürmeden, mantık çerçevesinde, gerçekçi beklentilere girmek, hayaller kurmaktır.
Çünkü ütopik hayaller kurmak, olmayacak duaya amin demek, günün sonunda hayal kırıklığına neden olabilir. Hayal kırıklığına uğramak ve beklentilerimiz için ne kadar çok çabalamış olursak olalım, bazen olmaması; hayatın gerçeklerinden olsa da, hayal kırıklığı hayatımızı, verdiği maddi ve manevi hasarın büyüklüğü oranında, birçok açıdan olumsuz etkiler.
Büyük hayallerle, varımızı yoğumuzu ortaya koyarak yaptığımız yatırımların sonuç vermemesi, çok zor kazanıp binbir emek ve zorlukla mezun olduğumuz okulla ilgili bir iş asla bulamamamız; aylarca, yıllarca çalışılıp kazanılması beklenen bir sınavın kazanılamaması, emek emek bakıp büyüttüğümüz, bütün imkânlarımızı önüne serdiğimiz evladımızın beklediğimizden çok farklı bir yetişkin olması… Örnekler çoğaltılabilir. Beklentilerimizin gerçekleşmemesi bizi üzse de aynı zamanda olgunlaştırır ve güçlendirir. Hatalı bir şey yaptıysak onu görüp aynı hataya bir daha düşmememizi sağlar. Beklentilerimizin gerçekleşmediği bazı zamanlarda da, sonradan beklentimizin olmamasının ya da yerine çok daha farklı bir şey olmasının aslında bizim için daha iyi olduğunu fark ederiz ve biz buna genelde “Her şeyde bir hayır vardır.” deriz.
Bir de insan ilişkilerindeki beklentilerimiz vardır. Gerek arkadaşlık ilişkilerinde gerek romantik ilişkilerde karşımızdakine yüklediğimiz anlam, verdiğimiz önem kadar beklentilerimiz yüksek olur ve eğer beklentilerimiz karşılanmazsa hayal kırıklığına uğramamız ve mutsuz olmamız kaçınılmazdır. Bu yüzden hayatta her şeyin olabileceğini unutmadan, beklentilerimizi çok da yüksek tutmadan temkinli ilerlemeliyiz.
Beklentisiz bir hayat düşünülemez. Hayattan hiçbir şey beklemeden ya da bir şeyler yapmadan her şeyin olup gitmesi olası değildir. Beklentilerimizi belirlemek, gerçekçi hayaller kurmak ve bunlar için doğru adımlar atarak çabalamak gereklidir. Böylece hayal kırıklığına uğramayız.
















