Koşulsuz Sevgi Her Şeye “Evet” Demek Değildir: Sevgi ve Sınırlar Bir Arada Var Olabilir
Son yıllarda kişisel gelişim ve spiritüel çalışmaların yaygınlaşmasıyla birlikte “koşulsuz sevgi” kavramını çok daha fazla duymaya başladık. Aslında bu çok kıymetli bir gelişme. Çünkü insanın hem kendisiyle hem de diğer insanlarla kurduğu ilişkinin temelinde sevgi vardır. Ancak bu kavram yaygınlaştıkça beraberinde önemli bir yanlış anlaşılmayı da getirdi. Pek çok kişi koşulsuz sevgiyi, karşı tarafın her istediğini yapmak, her davranışını kabul etmek, kendi ihtiyaçlarından vazgeçmek ya da sınırlarını tamamen ortadan kaldırmak olarak yorumlamaya başladı. Oysa koşulsuz sevgi ile sınırsız fedakârlık aynı şey değildir.
Birini koşulsuz sevmek; onun her davranışını onaylamak, her talebini yerine getirmek ya da kendi sınırlarını ihlal etmesine izin vermek anlamına gelmez. Aksine gerçek sevgi, hem kendine hem de karşındaki insana duyulan saygıyı da içinde barındırır. Sevgi ile sınır koymak birbirinin zıttı değil, birbirini tamamlayan iki önemli kavramdır.
İnsanların en sık düştüğü yanılgılardan biri şudur: “Eğer gerçekten seviyorsam hayır diyemem.” Oysa sağlıklı bir ilişkide bunun tam tersi geçerlidir. Bir insanı tüm kalbinle sevebilir, onun mutlu olmasını isteyebilir ve yine de bazı isteklerine hayır diyebilirsin. Çünkü hayır demek kişiyi reddetmek değildir. Hayır demek, yalnızca o davranışa, o isteğe ya da o duruma sınır koymaktır.
Bunu en doğal şekilde anne ve çocuk ilişkisinde görebiliriz. Bir anne çocuğunu koşulsuz sever. Bu sevgi, çocuğun başarılı olmasına ya da annenin beklentilerini karşılamasına bağlı değildir. Ancak çocuk bütün gün zararlı yiyecekler yemek istediğinde anne buna izin vermez. Gece geç saatlere kadar dışarıda kalmak istediğinde sınır koyar. Ailenin bütçesini aşacak bir oyuncak istediğinde “Şu an bunu alamam.” diyebilir. Bu hayırlar sevgisizlikten değil, sevgiden doğar. Çünkü anne yalnızca çocuğun o anki isteğini değil, uzun vadeli iyiliğini de düşünmektedir. Aslında gerçek sevgi bazen “evet” demek değil, doğru zamanda “hayır” diyebilmektir.
Yetişkin ilişkilerinde de durum bundan farklı değildir. Sevdiğimiz insanlar bizden zaman isteyebilir, maddi destek isteyebilir, sürekli ulaşılabilir olmamızı bekleyebilir ya da bizim sınırlarımızı farkında olmadan zorlayabilir. Böyle anlarda sırf sevgimizi kanıtlamak için her şeye evet demek, uzun vadede hem kendimize hem de ilişkiye zarar verir. Çünkü sevgi fedakârlıkla beslenebilir ama kendini tamamen tüketmek üzerine kurulamaz.
Burada benim çok önemli bulduğum başka bir nokta daha var. Spiritüel bakış açısına göre koşulsuz sevgi, önce kendimize göstermemiz gereken bir sevgidir. Eğer kendimizi yalnızca başkalarını mutlu ettiğimizde, herkese yetiştiğimizde, hayır demediğimizde ya da sürekli fedakârlık yaptığımızda değerli hissediyorsak, aslında kendimizi bile koşullu seviyoruz demektir. Oysa gerçek koşulsuz sevgi, önce kendimize “Hayır desem de değerliyim. Herkesi memnun etmek zorunda değilim. Sınırlarım beni kötü bir insan yapmaz.” diyebilmektir.
Kendini koşulsuz seven bir insan, sınır koyduğu için suçluluk hissetmez. Çünkü bilir ki kendini korumak bencillik değildir. Kendi enerjisini, ruhunu ve değerlerini koruyabilmek de sevginin bir parçasıdır. Kendine gösteremediğin sevgiyi uzun vadede başkasına da sağlıklı bir şekilde göstermen oldukça zordur.
Burada bir başka önemli konu ise alma-verme dengesidir. Sağlıklı ilişkilerde sevgi tek taraflı akan bir enerji değildir. Nasıl ki biz karşımızdaki insanı olduğu gibi sevmeye çalışıyorsak, aynı şekilde bizim de olduğumuz hâlimizle kabul edildiğimiz ilişkilerde bulunmaya ihtiyacımız vardır. Sürekli veren ama alamayan kişi zamanla tükenir. Sürekli anlayan ama hiç anlaşılmayan kişi zamanla yorulur. Sürekli evet diyen ama bir kez hayır dediğinde eleştirilen kişi ise sevginin değil, beklentilerin içinde yaşamaya başlar.
İşte tam da burada koşulsuz sevginin belki de en önemli göstergesi ortaya çıkar.
Diyelim ki çok sevdiğin bir insana ilk kez “Hayır.” dedin. Bu hayır onu cezalandırmak için değil; kendi sınırını korumak için söylenmiş bir hayır olsun. Belki o gün dinlenmeye ihtiyacın vardır. Belki senden istediği şey senin değerlerine uygun değildir. Belki maddi olarak bunu karşılayacak durumda değilsindir. Belki de sadece o an bunu yapmak istemiyorsundur.
Peki karşındaki insan ne yapıyor?
Seni anlamaya mı çalışıyor?
Yoksa seni suçlamaya mı başlıyor?
Sana küstü mü?
Seni bencil olmakla mı itham etti?
Sevgisini geri mi çekti?
Eğer kişi sen “hayır” dediğin anda seni değersiz hissettirmeye, eleştirmeye, manipüle etmeye ya da sevgisini geri çekmeye başlıyorsa, burada kendimize dürüstçe şu soruyu sormamız gerekir: Beni gerçekten koşulsuz mu seviyordu, yoksa ben onun beklentilerini karşıladığım sürece mi seviyordu?
Çünkü koşullu sevgi çoğu zaman fark edilmesi zor cümlelerle kendini gösterir. “Benim istediğim gibi davranırsan seni severim.”, “Beni üzmezsen iyisin.”, “Her dediğimi yaparsan ilişki devam eder.” Bu sevgi değildir; beklentiye bağlı bir bağlanma biçimidir.
Koşulsuz sevgi ise bambaşkadır. Koşulsuz sevgi, karşındaki insanın da sınırları olduğunu kabul edebilmektir. Onun “hayır” deme hakkına saygı duyabilmektir. Çünkü gerçek sevgi kontrol etmeye çalışmaz; özgür bırakır. Baskıyla değil, güvenle büyür. Sevgi, iki tarafın da kendisi olabildiği bir alan oluşturabildiğinde gerçek anlamda derinleşir.
Bu nedenle hayır demek sevgiyi bitirmez. Tam tersine sevgiyi daha sağlıklı ve sürdürülebilir hâle getirir. Sınırların olmadığı yerde zamanla kırgınlık, öfke, tükenmişlik ve görünmeyen hesaplar birikmeye başlar. İnsan sürekli kendinden verdikçe bir gün sevgiyi bile taşıyamaz hâle gelebilir. Sağlıklı sınırlar ise hem bireyi hem de ilişkiyi korur. Çünkü sınırlar duvar değildir; ilişkinin güvenli çerçevesidir.
Belki de kendimize artık şu soruları sormanın zamanı gelmiştir: Ben gerçekten kendimi koşulsuz seviyor muyum? Hayır dediğimde suçluluk mu hissediyorum, yoksa kendime de sevgi gösterebildiğimi mi biliyorum? Ve daha da önemlisi, hayatımdaki insanlar benim sınırlarıma saygı duyabiliyor mu? Ben bir kez hayır dediğimde sevgilerini geri çekiyorlar mı, yoksa beni yine aynı sevgiyle kabul edebiliyorlar mı?
Çünkü gerçek koşulsuz sevgi yalnızca bizim verebildiğimiz bir şey değildir. Aynı zamanda almayı da hak ettiğimiz bir sevgidir. Alma ve verme dengesi tam da burada başlar. Biz karşımızdakini koşulsuz sevmeye çalışırken, onun da bizim sınırlarımıza, değerlerimize ve “hayır” deme hakkımıza saygı duyabilmesi gerekir. İşte o zaman sevgi tek taraflı bir fedakârlık olmaktan çıkar, iki insanın birlikte büyüdüğü güvenli bir alana dönüşür.
Belki de gerçek koşulsuz sevgi, her zaman “evet” diyebilmek değildir. Gerektiğinde sevgiyle “hayır” diyebilmek ve karşımızdaki insanın da bu “hayır”ı sevgiyle karşılayabilmesidir. Çünkü sevgi, sınırlar karşısında kayboluyorsa zaten koşulsuz değildir. Gerçek sevgi, sınırlarla birlikte daha da olgunlaşır. Ve insan hem kendini hem de karşısındaki kişiyi özgür bırakabildiğinde, sevginin en sağlıklı hâlini deneyimlemeye başlar.

















