Zaman, insanın en sadık ama en acımasız yol arkadaşıdır. Sessizce gelir, sessizce geçer. Ne bir selam verir ne bir veda. Ama her geçişinde bir şey alır senden. Bazen bir gülüşünü, bazen bir dostunu, bazen de kendini. Ve sen, fark etmeden eksilirsin. Eksildikçe büyürsün sanırsın, ama aslında küçülürsün. Çünkü zaman, insanı büyütmez; sadece törpüler.
Yalnızlık ise zamanın gölgesidir. Zaman geçtikçe büyür, uzar, derinleşir. Başta fark etmezsin. Kalabalıklar arasında bile yalnız olduğunu anlamazsın. Gülersin, konuşursun, anlatırsın. Ama bir gün, bir cümle yarım kalır. Bir bakış boşluğa düşer. Bir ses, yankı bulmaz. İşte o an anlarsın: yalnızsın. Ve bu yalnızlık, dışarıdan değil, içeriden gelir.
İnsan, en çok kendine yabancılaştığında yalnızlaşır. Aynaya bakarsın, tanıdık bir yüz görürsün ama o yüz artık senin değildir. Gözlerin başka şeyler anlatır, dudakların başka şeyler susar. İçinde bir ses vardır, ama kimse duymaz. Çünkü bazı sesler sadece içe konuşur. Ve bazı sessizlikler, çığlıktan daha gürültülüdür.
Zamanla yalnızlık dost olur. Önce seni ürkütür, sonra sana alışır. Birlikte yürürsünüz sokaklarda. Birlikte susarsınız kalabalıklarda. Birlikte uyursunuz gecelerde. Ve bir gün, yalnızlık seni öyle bir sarar ki, onsuz yapamaz hale gelirsin. Çünkü yalnızlık, seni sen yapan tek şey olur. Ama bu dostluk, bir tür esarettir. Çünkü insan, yalnızken özgür değildir. Düşünceler seni kuşatır, anılar seni boğar, hayaller seni kandırır. Zaman geçtikçe, yalnızlık seni bir aynaya dönüştürür. Herkes sana bakar ama kimse seni görmez. Sen de kendini görmezsin. Sadece hissedersin. Ve hissettiklerin, çoğu zaman acıdır.
Yine de yalnızlık, bir öğretmendir. Sana sabrı öğretir, sessizliği, beklemeyi. Sana kendini anlatır. Seni sana tanıtır. Ve belki de en çok yalnızken insan olur insan. Çünkü kalabalıklar seni şekillendirir, yalnızlık ise seni çözer. Çözüldükçe anlarsın, anladıkça susarsın. Ve suskunlukta büyürsün.
Zaman geçer. Yalnızlık kalır. İnsan değişir. Ama bazı duygular sabit kalır. Bir şarkı, bir sokak, bir koku… Hepsi seni geçmişe taşır. Ve sen, zamanın içinde değil, zamanla birlikte yaşarsın. Yalnızlıkla birlikte yürürsün. Ve belki de en çok o zaman kendine yaklaşırsın.

















