Filistin topraklarında yıllarca sistemli bir şekilde cinayet, şiddet, ara ara bombalar ve kimyasal silahlarla toplu ölümlerin yaşanmasına sebep olan işgalci Siyonist Yahudi İsrail’in bu durumlarına karşı hayatta kalma ve kendi topraklarında işgale karşı inanmış bir grup Müslüman, 7 Ekim 2023 tarihinde Aksa Tufanı adını vermiş oldukları bir eylemi başlattılar. Bu eylem sonucunda başta Müslüman topluluklar olmak üzere tüm dünyaya seslerini duyurmaya, işgalci Siyonistlerin Filistin topraklarında yaşattığı bu zulmü dünya kamuoyuna da duyurarak dur diyebilecek vicdanlı devlet adamları ve halklarının harekete geçmesini beklediler. Daha önceki yazılarımda da defalarca belirttiğim gibi Filistin topraklarında yaşanan bu zulüm ve özellikle Gazze’de yaşanan bu soykırım, bir turnusol kâğıdı gibi dünyanın gerçek yüzünün görülmesine neden oldu. Devletlerin yöneten kesimleri ile kendi halkları arasındaki uçurumların da ortaya çıkmasına neden oldu.
7 Ekim’den sonra dünya ikiye bölündü diyebiliriz. Vicdanının sesini duyabilen, insanlığını kaybetmeyen, dili, inancı fark etmeden mazlumun yanında duranlar ile soykırıma, zulme rıza gösterip ortak olanlar arasında iki kutuplu bir dünya…
2023 yılında işgalci Siyonist Yahudi İsrail’in Filistin/Gazze topraklarında yaptığı ve an itibarıyla da hâlen devam ettiği soykırım suçunun yanında olan devletlerin geçmiş tarihlerine baktığımızda, bizi hayrete düşürecek gerçekler ile karşılaşıyoruz. Yazımın başlığında “Filistin/Gazze ve Ukrayna Halklarının Kaderleri”ni yan yana görenler, “Ne alaka?” diye içlerinden geçirebilirler.
Yaklaşık bir asra yaklaşmış olan 1930’lu yıllarda Stalin yönetimindeki Rus Devleti tarafından Ukrayna halklarının “Holodomor (Açlıktan Ölme)” soykırımına maruz kaldığı döneme bir bakalım.
Stalin hükümetinin Kolektivizasyon Politikası’nı 1929’da başlatarak bu politika gereği Ukrayna’daki tarım arazilerine ve tarım ürünlerine el koyması, her şeyi halkın elinden alması, topraklar üzerindeki tüm özel mülkiyeti kaldırması, her köylünün belirli bir kotayı devlete vermek zorunda kalması ve kendi mahsulünü satamaması sonucu Ukrayna halkı Stalin’in bu politikasını kabul etmedi. Stalin halka ceza kesip Ukrayna’da yapay bir açlık oluşturdu. Sistematik olarak halkı yok edip Ukrayna Bölgesi’ni güçsüz ve tehlikesiz hâle getirmekti.
Stalin Hükümeti, 1930 yılında Ukrayna halkının elinden topraklarını ve mahsullerini de aldı. Karşı çıkanı tutuklayıp öldürdü. Topraksız ve mahsulsüz kalan halk yiyecek bir şey bulamayınca büyük açlığa yakalandı. Ukrayna’nın açlık çeken bölgelerinde yaşayan halkın başka bölgelere gitmesi yasaklandı. Askerler bırakılarak tüm sınırlar kapatıldı. Halk açlığa mahkûm edildi. Açlıktan topluca ölümler yaşanmaya başlandı. Sokaklar başta olmak üzere tüm yerleşim yerlerinde yerlerde yatan insanlar sıradan bir olay hâline geldi.
Çeşitli tahminlere göre bu büyük kıtlık sırasında ölenlerin sayısı 7 ile 10 milyon arasında. En çok can alan 1933’ün Haziran ayında her gün yaklaşık 34.560 kişi açlıktan öldü. Her saat 1.440 kişi öldü. Her dakika 24 kişi can verdi. (Rusya’nın Küresel Kuşatması Derin Rusya / Mustafa Güldağı)
1991’de bağımsızlığını ilan eden Ukrayna’da, 2005’te Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko döneminde her yıl Kasım ayının son cumartesi günü “Holodomor Kurbanlarını Anma Günü” kabul edildi. Yine 2006 yılında Cumhurbaşkanı Yuşçenko, Holodomor’un soykırım olduğunu açık şekilde inkâr edilmesi hâlinde ceza verilmesini öngören yasayı çıkardı. Holodomor Soykırımı’nı şu an 26 ülke ve bir uluslararası kuruluş tanıyor.
Filistin/Gazze’de yaşanan soykırıma baktığımızda, bugüne kadar dünyada yaşanan soykırımlar ile karşılaştırmak mümkün değil. Bir milletin yaşayacağı tüm vahşetler ve acımasızlıklar, insanî vasıfların yok edilmesi, vahşetin, dünyadaki cehennemin yaşandığı bir soykırım olarak ifade etmek bile az gelir diyebilirim.
Yazımın başında dünya devletlerinin Filistin/Gazze Soykırımı’nda gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına ve Gazze’nin bir turnusol kâğıdı olduğunu ifade etmiştim. Ukrayna Soykırımı’ndan söz etmemin bir nedeni de Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’nin soykırım yapan Siyonist Yahudi İsrail’e açıklama yaparak destek vermesiydi. Filistin topraklarında yapılan bu soykırıma gözlerini kapatarak hiçbir şeyi görmeyen, bir asır önce soykırıma uğramış bir milletin Cumhurbaşkanı değilmiş gibi milletinin geçmişinden, tarihinden habersiz biri… İnanıyorum ki kıymetli okuyucularım gereken yorumları kendileri daha iyi yapacaklardır.
Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle….
















