Erteleme, bireyin yapması gerektiğini bildiği ve çoğu zaman önemli olduğunu kabul ettiği bir davranışı gereksiz biçimde daha ileri bir zamana bırakmasıdır. Erteleme davranışının ayırt edici özelliği, kişinin çoğunlukla davranışın ertelenmesinin kendisine zarar vereceğinin farkında olmasıdır. Buna rağmen kişi görevi başlatmakta veya sürdürmekte güçlük yaşamaktadır.
Bilimsel araştırmalar, ertelemenin özellikle görevin kişide oluşturduğu olumsuzluk, görevin sonuçlarının uzak olması, kişinin kendisine ilişkin yeterlik algısı, dürtüsellik ve öz-denetim gibi faktörlerle ilişkili olduğunu göstermektedir.
Günümüzde erteleme davranışının anlaşılmasında özellikle önemli hale gelen noktalardan biri ise duygu düzenleme boyutudur.
Erteleme Gerçekten Nedir?
Erteleme, kişinin gelecekte yapabileceği bir davranışı bilinçli olarak sonraya bırakmasıdır. Ancak burada “ertelemek” ile “planlamak” arasında önemli bir fark bulunmaktadır.
Bir işi uygun bir zamana bilinçli şekilde taşımak planlamadır.
Örneğin:
“Bu raporu bugün değil, yarın sabah daha verimli çalışabileceğim için saat 09.00’da hazırlayacağım.”
“Bu raporu hazırlamam gerekiyor ama şimdi yapmak istemiyorum. Biraz sonra başlarım.”
Dolayısıyla ertelemede temel sorun zamanın değiştirilmesi değil, *kişinin davranışı başlatmasını engelleyen psikolojik süreçtir.*
Erteleme Neden Ortaya Çıkar?
Ertelemenin tek bir nedeni yoktur. Aynı davranış farklı kişilerde farklı psikolojik ihtiyaçlara hizmet edebilir.
Bir kişi kaygıdan kaçmak için ertelerken, başka bir kişi başarısızlık korkusu nedeniyle; bir başkası mükemmeliyetçilik nedeniyle; başka biri ise görevi anlamsız veya sıkıcı bulduğu için erteleyebilir.
Bu nedenle erteleme davranışını anlamanın en önemli yolu şudur:
“Kişi neyi erteliyor?” kadar “Ertelediğinde neden rahatlıyor?” sorusuna da bakmak gerekir.
Çünkü erteleme çoğu zaman kısa vadede kişiye bir kazanç sağlar.
Erteleme ve Duyguyu Düzenleme
Duygu düzenleme, kişinin yaşadığı duyguları fark edebilmesi, tolere edebilmesi ve davranışlarını yalnızca o anki duygunun yönlendirmesine bırakmadan düzenleyebilmesiyle ilgilidir.
Örneğin; bir kişi önemli bir sunum hazırlamak zorundadır, bilgisayarını açar.
Sunumu düşündüğü anda düşünceleri ortaya çıkar.
“Ya kötü olursa?”, “Yeterince iyi hazırlayamazsam?”, “İnsanlar beni eleştirirse?”
Bu düşünceler kaygıyı artırır, kişi daha sonra sosyal medyaya girer ve kaygı azalır. Beyin açısından bakıldığında kişi kısa vadede rahatsız edici duygudan uzaklaşmıştır.
Şu öğrenme gerçekleşir:
Görev → Kaygı → Kaçınma → Rahatlama
“ERTELEMEK İSTİYORUM” DEĞİL, “RAHATLAMAK İSTİYORUM”
Erteleme davranışını anlamak için önemli bir ayrım vardır:
Kişi her zaman ertelemek istemez. Bazen kişi rahatlamak ister.
Örneğin:
“Ders çalışmam gerekiyor, fakat çok fazla konu birikti bunu düşündükçe stres oluyorum. Biraz telefonla ilgileneyim. “
Aslında burada telefon kullanımı kişinin asıl amacı değildir, stresi azaltmaktır.
Dolayısıyla erteleme, kişinin kısa vadede duygusal olarak kendisini korumasına yarayan bir kaçınma davranışıdır.
MÜKEMMELİYETÇİLİK: “YA MÜKEMMEL OLACAK YA HİÇ”
Ertelemenin önemli psikolojik kaynaklarından biri mükemmeliyetçi düşünce biçimidir.
Mükemmeliyetçi kişi yalnızca başarılı olmak istemez, çoğu zaman hata yapmamak ister.
Sağlıklı Hedef: Sağlıklı düşünce:
“İyi bir iş çıkarmaya çalışacağım.” “İyi bir sunum hazırlamak istiyorum.”
Mükemmeliyetçi hedef: Mükemmeliyetçi düşünce:
“Yeterince iyi olmayacaksa hiç başlamayayım.” “Sunumda hiçbir hata olmamalı.”
Bu nedenle mükemmeliyetçilik bazen kişinin performansını artırmak yerine davranışın başlamasını engelleyebilir.
Başarısızlık Korkusu
Başarısızlık korkusunda kişinin yaptığı iş ile kendi değerini birbirine bağlaması söz konusu olabilir.
“Bu sınavdan düşük alırsam başarısızım.”
“Bu işi yapamazsam yetersizim.”
“İnsanlar beni beğenmezse değerim azalır.”
Bu düşünce yapısında görev artık yalnızca bir görev değildir. Görev, kişinin kendisini değerlendireceği bir sınava dönüşür, bu da kaygıyı artırır.
Bu nedenle bazı durumlarda erteleme, kişinin kendisini başarısızlık duygusundan koruyan bir savunma biçimi gibi çalışabilir.
Ertelemeyi Nasıl Azaltabiliriz?
Erteleme ile mücadelede yalnızca “kendini zorla” yaklaşımı yeterli değildir. Çünkü sorun yalnızca irade değildir.
Psikolojik olarak daha etkili yaklaşım; düşünceyi, duyguyu ve davranışı birlikte ele almaktır.
- Ertelemenin nedenini belirlemek
- 5 dakika başlama yöntemi
- “İSTEK GELİNCE YAPARIM” düşüncesini bırakmak
- Zaman değil, enerji planlamak
- Telefon ve dijital uyaranları düzenleme
- Kendine yönelik eleştiriyi azaltmak
Erteleme davranışını anlamak için şu basit model kullanılabilir:
GÖREV → DÜŞÜNCE → DUYGU → KAÇINMA → RAHATLAMA → SUÇLULUK → YENİDEN ERTELEME
ERTELEMEK BAZEN İŞİ DEĞİL, DUYGUYU ERTELEMEKTİR
Erteleme davranışını anlamanın en önemli noktalarından biri şudur:
İnsan her zaman yapması gereken işi ertelemez; bazen o işi yaparken yaşayacağı duyguyu erteler.
- Bir öğrenci ders çalışmayı değil, başarısız olma korkusunu;
- Bir çalışan rapor hazırlamayı değil, hata yapma ihtimalini;
- Bir kişi telefon görüşmesi yapmayı değil, reddedilme ihtimalini;
- Bir başka kişi karar vermeyi değil, yanlış karar verme korkusunu erteliyor olabilir.
Erteleme ile mücadelede hedef kişinin kendisini zorlayarak sürekli üretken hale gelmesi değil; rahatsız edici duygular ortaya çıktığında da küçük bir adım atabilme becerisini geliştirmesidir.
Bazen çözüm yalnızca şudur:
Kendimi hazır hissetmiyor olabilirim. Kaygılı olabilirim. Mükemmel yapamayabilirim. Ama yine de küçük bir adım atabilirim.
Erteleme davranışının kırıldığı nokta çoğu zaman tam da burasıdır.

















