Benim Ay’ım geldi…
Doğduğum, hayata tutunduğum, dünyaya “Merhaba” dediğim o gün geldi yeniden…
Ve her geçen sene yeni umutlar, hayaller, mutluluklar getirirken; zamanın getirdiği o burukluklar, hayal kırıklıkları ve kaçınılmaz olgunluklar da yaşanıyor elbette. Hayat hiçbir zaman tek bir duygudan ibaret olmadı zaten. Ama bu sene farklı bir şey yaptım; ilk ben kutladım kendi doğum günümü. Dünyanın gürültüsünü dışarıda bırakıp önce kendi sesimi dinledim. Ve ilk ben gülümsesin istedim yüreğimde taşıdığım, zaman zaman yalnız bıraktığım ama hiç vazgeçmediğim o küçük kız çocuğu.
Çünkü ben şahidim onun verdiği her amansız mücadeleye…
Hangi fırtınalardan geçtiğini, kaç kere düşüp kimse görmeden kendi dizlerindeki tozu silerek ayağa kalktığını en iyi ben biliyorum. Bu sene, belki de hayatımın en büyük dersini cebe koydum: Kimsenin bana değer vermesini, beni anlamasını ya da onaylamasını beklememeyi öğrendim. Zaten ne gerekiyorsa kendim yapıyorum, gereken değeri de kendi ruhuma kendim veririm dedim. 🙂
İyi ki doğdum ben.
Geçmişle olan hesabımı da kapattım artık; kırgınlıklarımı, “keşke”lerimi ve değiştiremeyeceğim her şeyi olduğu gibi kabul edip sevgiyle serbest bıraktım. Yaşanan her ne varsa beni ben yapan, olgunlaştıran birer basamaktı, bunu derinden kavradım. Artık geçmişin yüklerini sırtımda taşımak yerine, o tecrübelerin rehberliğinde adımlarımı hafifletmeyi seçiyorum.
Dünü dünde bıraktım; olanı olduğu gibi kucaklayıp kendi yolumda, kendi ritmimle yürümeye devam ediyorum. Zihnimi helalleşemediğim hesaplarla yormak yerine, önümde uzanan o akışa güvenle bırakıyorum kendimi. Bu kabul ediş, içimde tarif edemediğim derin bir özgürlük ve hafiflik yarattı.
Yıpransam da kırılsam da her defasında o kırıklardan yeni bir güç doğurmayı başardığım için, içimdeki o masum kız çocuğunu fırtınalara rağmen koruyup sarıp sarmalayabildiğim için kendime derin bir teşekkür borçluyum.
Şimdi içimde, daha önce hiç hissetmediğim kadar taze bir heyecan, yepyeni bir merak var hayata karşı. Geçmişin yüklerini geride bırakıp gözlerimi önümdeki o sonsuz olasılıklara dikiyorum. Keşfedilecek yeni yollar, kurulacak yepyeni hayaller ve yaşanacak binlerce güzel anı beni bekliyor, biliyorum. Hayatın bana hazırladığı sürprizleri kabul etmeye, her sabah yeni bir hevesle güne uyanmaya ve tutkularımın peşinden cesaretle koşmaya hazırım.
Bu yeni yaşım; başkalarının beklentileriyle ya da eksik bıraktıklarıyla değil, kendi iç huzurumla gelsin. Kimsenin gölgesine sığınmadan, kendi ışığımla parladığım, kendi tamlığımla gülümsediğim bir yıl olsun. Yaşadığım her anın, verdiğim her emeğin ve yürürken bıraktığım her izin farkındayım. Hayat önüme ne çıkarırsa çıkarsın; ben yine kendi elimden tutacağım, yine o küçük kızın gözlerindeki ışıltıyı ve gülücüğü ne pahasına olursa olsun koruyacağım.
Hoş geldin yeni yaşım, iyi ki varım, iyi ki kendimleyim.
Tabii ki her zamanki gibi sizi, kalbinize ve ruhunuza teslim ediyorum.
İçinizdeki çocukla olan sohbetiniz hiç bitmesin.
Hayatınızın en güzel bölümü çocukluğunuz, en masum yanınız çocukluğunuz, onu sakın ihmal etmeyin.
En güzele emanetsiniz.
Sevgi ve saygı ile…

















