Uzun bir yoldan sonra manzarayı görmeme ne kadar kaldı bilmiyorum. Yolun sonu uçurumdan bir manzara mı, yoksa çiçeklerden dolu bir tarla mı bilmiyorum. Neyi ne kadar bildiğimin de, inanın, pek farkında değilim. Tek bildiğim, bunca taşın içinden kanayarak da olsa sağ çıkmak için çabalamış olmam. Sağ mıyım bilmiyorum. Evet, hâlâ nefes alıyorum.
Ektiği tohumun yeşermesini bekliyor insan. Ben de son günlerindeyim tohum süremin. Bir süre sonra tamamen ellerimle ektiği, hatta kazıdığım o tohumun yeşermesini izleyeceğim. En azından öyle umut ediyorum. Bu yazıyı yazma sebebim de aslında bu. Zaman sonra açıp okuduğumda gözlerimin mutluluktan dolmasını istiyorum. ‘Zordu, başardım.’ demek istiyorum. Aslında öyle çok uçuk hayallerim yok. Herkes kadar mutlu olmak, başarmak, kendime yetmek istiyorum. Herkes gibi değil; herkes kadar. Gibilerle uğraşacak, birilerine benzeyecek vaktim yok. İnsanların umduğu minimum şeyleri ben de umuyorum, hepsi bu.
Yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım desem, klişeleri elime alıp kâğıda dökmüşüm gibi olacak. Ben yaptığım çoğu şeyden pişmanım ama iyi ki yaptım. Beni ben yapan hatalarımdı. Hayatımda ilk kez umduğum şey içimi yeşertiyor. Sanki onu düşündükçe içimde binlerce çiçek yüzünü göğe çeviriyor. Bir anda tüm dualarım kabul oluyor. Bildiğim bir şeyden kesinlikle eminim: Yaşatmak için deliren ellerim var. Parmaklarımda sihirli bir şeyler geziniyor. Ol emrini veren ‘Öl’ diyene kadar ellerimin içinde delice akan bir kan var.
Mesleğime küçük yaştan vuruldum. Hatta mesleğimle kavruldum. O kadar çok sevdim ki, üniforması dahi gözlerimin içini güldürürdü. Şimdi bu unvanı gururla taşıyorum. Tek bir adım kaldı kavuşmaya. Ve ben tüm gücümle çırpınıyorum. Kıyıya vuran balık olmak istemiyorum, kıyıdan denize kavuşan balık olmak için tüm niyetim. Gücümün de son demlerindeyim…
Sevgili kendim,
Eğer bu yazıya dönüp tekrar okuyorsan, umuyorum ki istediğin o yere ulaşmışsındır. Bir sonraki yazında sevincini, gururunu yazacaksındır.
Hayat ertelemek için uzun, yaşamak için kısa. Yaşatmak için ertelediklerimi yaşamak umuduyla.
















