Mevsimlerden yazda mıyız, bilmiyorum.
Sen hangi ara geldin, geçtin bu ömrün sokaklarından?
Uçuşan bir yaprak gibi her yana düştüm.
Gençtim; savrulmuştum, kurumuştum, yorulmuştum.
Yürümek denen basitçe bir fiile mecalim kalmadı artık…
Uyku yalnızca geceleri değerli değil gözümde.
Gündüz herhangi bir vakitte de kaçıyorum kendimden.
Sen hangi ara geldin, geçtin bu ömürden?
Yitip gitti cümlelerim, eksildi kahkahalı gülmelerim.
Biraz ben eksiğim, çokça da senden kalan hayallerim.
Üzerime beyaz bir elbise verdiler benim.
Yakası oyalı, taşlı, pullu…
Yırtıp atmakla, takıp takıştırmak arasında düşlerim.
Sen hangi ara geldin, geçtin bu ömürden?
Sen munisim, sen efsunkârım…
Sen vedası yarım kalanım.
Sen hangi ara geldin, geçtin bu ömürden?
Hangi ara?
Söyle, ben de o vakitte geçeyim.
Ne burada kalsın ayağım, ne orda…
Hangi araysa söyle, tamamen kapatayım.
Bir ardın arkasında yalnızca seninle kalayım.
Karanlık, ürkütücü, hatta belki soğuk…
Söyle yeter ki, varsın canımı yakayım.
Mecalsiz Ömür

Bu İçeriği Paylaş
Yazar / Şair
Yorum yapılmamış
Yorum yapılmamış















