Herkes birilerinden kaçırmaya çalıştığı hayatı yaşamaya alışıyor galiba. Bazıları da mecburen bu curcunadan geriye kendi payına ne düştüyse onunla yaşamaya… Bu yeni değil insanlık tarihi kadar eski bir mesele aslında. Ancak şimdiki kadar ayyuka çıktığı bir dönem hiç olmamıştır herhalde.
Sonra birileri çıkar bu duruma kader der. Kaderden bihaberler de buna hep inanırlar. Oysa kader gayretin gölgesini takip eder çoğu zaman. Bilmezler.
Dünya birbirinden kaçırılan hayatlarla yaşanır hale geldi. Bir yerlerde herkes bir rol çalma derdine düştüyse eğer, orada kimse kendi gibi olamaz artık.
Bazen zorla olur bu bazen çok kolay olur; birilerinin yerine geçmek, onun yerine yaşamaya çalışmak.
Kimse kendi gibi değil artık, hayal ettiği gibi sanki. Tek fark hayal ettikleri gibi yaşayamıyor olmalarını bir türlü fark edememeleri. Kendilerini göremedikleri için bu da çok büyük bir dert değil aslında. İşte en önemli toplumsal trajedi de burada başlıyor.
Kendi uydurdukları yalanlara dönüp dolaşıp inananlar misali, kendi uydurdukları kişiliklere inananlarla doldu dünyamız. Bir insan nasıl olur da kendini uydurur ona bakmak lazım. Uydurmak, kendin gibi düşünmeyi bıraktığın anda başlar. Bu hemen olmaz zamanla yavaş yavaş işler hücrelerine ama inanılmaz derecede hızlı yapışır benliğine, anlayamazsın. Asıl mesele anlamayı da düşünemiyor hale gelmekle başlıyor zaten.
En çok sosyal medyada, dizilerde, oyunlarda görüyoruz bu uydurmaları. Gördüklerimize okuduklarımızdan daha fazla inanmaya mecbur kılındığımız bu teknolojik devinimde kendine benzemek gerçekten çok daha zor.
En iyimser yaklaşımla yaşı on yedinin altında olan çocukların ileride anlatabilecekleri rol modelleri arasında; öğretmenler, anneler, babalar hiçbir zaman olmayacak. Rol modellerin hem rolleri değişti hem de bizim başrol oyuncularımız değişti. Eskiden duyduğumuz herhangi bir alanda beni ilk öğretmenin yönlendirdi, etkiledi bu alana yönelmemi sağladı, bendeki bu yeteneği ilk o ortaya çıkardı gibi cümleleri çok daha az duyacağız maalesef. Anlık dijital hayaletler hepimizi çoktan etkilemeye başladı ve tüm başroller artık onlarda. Çoğu insan onların verdiği suflelerle konuşuyor artık.
Yapay zekayla olmak istediğimiz kişi haline şimdilik resimlerde, videolarda dönüşebildiğimiz bu zaman diliminde bir süre sonra kimse kendini beğenmemeye, kendine benzememeye mecbur kılınacak. Bu yüzden kimse asla kendi gibi olmayacak, olamayacak.
Sizce kaç kişi aynaya bakıp, ben sen değilim ki git başımdan artık diyebilecek güçte hissedebilecek kendini?
“Otobüsün sol camından etrafı izlerken sağ camından kaçırdıklarından ibarettir bazen hayat.” demiş Özdemir Asaf. Ne güzel zamanlarmış meğerse. Şimdilerde ne sol tarafa bakan kaldı ne sağ tarafa. Önümüze bile bakmadan baktığımız tek yer dev aynamızdaki ekranlarımız oldu.
Kafayı kaldırıp etrafımıza baktığımızda da hiçbirimiz kendimiz değiliz. Farkında mıyız?

















