Kimi hoş bir seda bırakır bir gül yaprağına, çıkar gider kelebek ömründen sessizce.
Kokusu kalır geride bir de kana karışan o iflah olmaz dizeleri.
Gökyüzüne emanettir her ne varsa geriye kalan bir şairden…
Göğe bakanlar selam durur hep bu yüzden ve binlerce satır esas duruşta bekler her seferinde. Satır araları suskun, kelimeler hep bu yüzden kifayetsiz.
Başa çıkılmaz bir şekilde hücrelere işlemiştir her birinin ayrı ayrı mirasları. Sayfalar çevrildikçe inler denizin dibindeki göz yaşları sessizce.
Denize damlar gökyüzünden her şairin gözyaşları. Dalga bildiğin de hıçkırıkları.
Denizler şair kokar hep bu yüzden…
Bundandır denizlerin insanları uzaklara götürmesi o mavi tuzağına aşık etmesi.
Ne yaparsan yap iki maviye sığdıramazsın ne şairi ne de şiiri.
Deniz de gökyüzü de dar gelir şaire.
Dünya çoğu zaman dar gelir de bu yüzden gülümseyerek değil ölümseyerek yaşar çoğu dünyayı.
Şairin yaşı olmaz, çağı da olmaz aslında. Bir şairi ne bir çağa ne de bir yaşa sığdırabilirsin. Veda vaktinde görünmez olurlar sadece. Ya denizden ya da gökyüzünden bakmaya devam eder onlar.
Yaşından ziyade her şairin biraz borcu kalır, erken ölen her bir şaire. Yarım kalan, başlanmamış her şiire boyun borcudur bu artık.
Orhan Veli’ye, Muzaffer Tayyip Uslu’ya, Rüştü Onur’a, Nilgün Marmara’yadır belki daha fazlasınadır bu borç…
Şairin alacağı borcundan hep fazla olmuştur.
Bu hayata karşı ama bu hayatta kapanmayan bir alacak…
Kapansa şair olmaz belki de.
Bu hesap kiminledir işte orası pek bilinmez, anlaşılmaz. Kolay anlaşılması da pek beklenmez. Bu yüzden hesap kitap yapmaz şair çoktan denize atmıştır tüm o boş hesapları.
Ne zaman bir yağmur yağsa bir şair ağlar gibi bir denizin üstüne.
Denizler şair, şairler deniz kokar hep bu yüzden.
Ve denizden bir not düşer önlerine:
“Kime kızdıysa
Kime sövdüyse
Kimi üzdüyse
Kimi terk ettiyse
Kimi en çok ağlattıysa
En çok onu sevmiştir şair.
Kimseler alınmasın.”


















Başarılarının devamını dilerim , beğenerek okudum yüreğine sağlık