Ezgi
Herkese yetişen bendim,
Bir tek kendime geç kaldım.
“Üzülmesinler” diye diye
İçimde susturduğum kaç fırtına var, sayamadım.
Sessizdim…
Sakinliğimi huzur sandılar.
Oysa ben, kırılınca da susanlardanım.
Bir gün olsun
Sen nasılsın? diyen olmadı.
Yoruldun mu?
Mutlu musun gerçekten?
Diye soran…
Ben herkesin yarasına koşarken,
Kendi içimde yandım durdum.
Kalabalıkların içinde bile
Yalnızlığı öğrendim.
Ben incitmeyi değil, huzuru seçtim.
Birlikte gülmeyi,
Omuz omuza susabilmeyi…
Ama insanlar sevgiyi bile
Yarıştırdı birbirine.
Şimdi anlıyorum;
Ben küllerine sessizce gömülen
Bir Anka kuşuyum.
Her kırılışımda yeniden doğdum,
Ama kimse
Yanarken çıkardığım sesi duymadı.
Yine de içimde
Ölmeyen bir şey var:
Sevilmek isteği…
Gerçekten anlaşılmak,
Yorulmadan sevilmek,
Eksilmeden değer görmek…
Belki bir gün
Bu kadar suskunluğun içinden
Huzur da geçer.
Ve ben ilk kez
Yeniden doğmak zorunda kalmadan
Var olabilirim.
















