Bir çocuk konuşmuyorsa ilk soru “Ne zaman konuşacak?” olmamalı. Önce şuna bakalım: Benimle iletişim kurmaya çalışıyor mu? Çünkü iletişim konuşmakla başlamaz; bir bakış, bir gülümseme, elini uzatma, istediğini göstermesi, bazen sadece yanında kalmayı tercih etmesiyle başlar.
Çocuk henüz kelime söylemiyor olabilir ama söyleyecek hiçbir şeyi olmadığı anlamına gelmez. Bazen konuşamadığı için davranışıyla anlatır. Bağırır, elinden çeker, bir şeyi iter veya aynı hareketi tekrar tekrar yapar.
Dışarıdan bakınca “problem davranış” gibi görünen şeyin altında çoğu zaman bir iletişim çabası vardır.
İşte burada terapistin görevi sadece çocuğa kelime öğretmek değil. Önce çocuğun ne anlatmaya çalıştığını anlamak.
İyi bir terapi, çocuğu sürekli konuşturmaya zorlamakla başlamaz. Önce çocukla aynı dünyaya girmek gerekir. Onun ilgisini görmek, onun oyununa katılmak, verdiği küçük sinyalleri fark edip ona “Seni görüyorum, seni anlıyorum” duygusunu verebilmek.
Çünkü çocuk iletişimin işe yaradığını deneyimlediğinde iletişim kurma isteği güçlenir.
Ve bazen de ilk söylediği kelime terapinin en önemli sonucu değildir. İlk kez sana bakması olabilir. İlk kez seni oyununa dahil etmesi olabilir. İlk kez bir şeyi sana göstermesi olabilir. İlk kez yardım istemesi olabilir.
Bunlar küçük görünür ama iletişimin temeli çoğu zaman bu küçük adımlarla atılır.
Bu yüzden bir çocuk henüz konuşmuyorsa sadece “kaç kelime söylüyor”a bakmayalım.
“Bana ne anlatıyor?”
“Ben onu ne kadar duyabiliyorum?”a bakmamız gerekiyor.
Belki de konuşmanın yolu önce çocuğun sessizliğini dinlemekten geçiyordur.

















