Yaklaşan bu devir bizi nereye sürüklüyor hiç bilmeden içine çekiliyor gibiyiz. Teknolojinin kurbanı olan insanlar bundan nasıl bir kurtuluş yolu olduğunu daha çözemeden bir bağımlı gibi nasıl yaşayacağını da bilemez hâle gelmiş olacaklar. Kendi aralarında kurdukları sohbetlerinde bile birbirine bakan insanların aklında kalan bir soru var: Acaba geçen zamanda kimler neler paylaştı?
Nerede kaldı bizim ânı yaşayan bu güzelim eski hâlimiz? Biz böyle değildik bir zamanlar… Önemli olan sadece birbirimize gülerken de ağlarken de ortak olabilmekti. Oysa şimdi aynı sofrada ayrı zamanlarda gibiyiz. Bir tarafın aklında bambaşka düşünceler varken ne sohbet eski hâline dönüyor ne de zaman güzel geçiyor. Hatırlayın, kaç defa vakit ayırıp değer verip biriyle aynı ortama girdiğinizi sırf güzel ve kıymetli vakit geçirmek, birbirinize o sıcaklığı devam ettirmek amacıyla fırsat verdiğinizi? Başınıza geldiğinden eminim. Bazı şeyler hızla akarken bazı güzel anları eskisi gibi devam ettirmek çok zor olabiliyor.
Birbirine değer veren insanların gözünden yakaladığımız o sıcaklık, o aidiyet, canım diye sevip benimsediğimiz bir başkasından çıkmayabiliyor. İşin en kötüsü de geçen bunca zaman ve emek nereye gidiyor? Eskiden olsa üzüleceğim bu konularda artık şöyle düşünüyorum: Demek ki bu geçirdiğim vakitte de aldığım dersler varmış, demek ki yolumun ondan geçmesi gerekiyormuş. Verdiğim bu emeğe onun ihtiyacı varmış diyerek kalpten ona teşekkür ediyorum. Tekrardan devam etmek gerekir mi derseniz, sizce derim, bunu hak ediyor mu? Eğer içinde hissettiğin ona karşı bir doğruluk ve dürüstlük tarafı varsa devam eder bu ilişki ama bu hissi alamıyorsan da özgürleşmen gerekir tüm bunlardan.
Ezcümle toparlarsam size tek bir tavsiye verebilirim ama bunu çok bilmiş diye adlandırılmadan acizane bir dostunuz gibi söylemeyi seçerim. Siz siz olun, değer verdiklerinizin yanında her anınızla, fikrinizle ve kalbinizle onlarla olun. Çünkü onlar bunu hak ediyorlar.

















