Kalabalığın içindeki yalnızlık nasıl insanın yüreğini yaralarsa aynı şekilde tek başına kaldığımız anlarda hayata duyduğumuz öfke de yükselir ve insanı esir alır. Gerçeklerden hayallere uzanan bu yolda yıldığımız bir anda hiç durmadan konuşup duran bir şeyler vardır. İnsanın kendiyle sessizce mutlu mesut devam etmesini engelleyen bazen tüm dünyaya duyduğu öfkeden onu kendi içindeki sınırlarına hapseden.
Kimsenin yanımızda olmadığı ve gerçekten yardım edilmesine ihtiyaç duyduğumuz o anlar… Hayat buruk bir kalp kırıklığından öteye gidemediyse bu koskoca yaşamın ne anlamı olabilirdi ki? Başını çevirsen de susmayan o gürültüden başka bir ses yükselir yine. “Hani o çok güvendiklerin neredeler? Bak o da sana yardımcı olmadı, bak şu da seni önemsemedi, gördün mü seviyorum dediğin bu kişide sana sırtını döndü.” diye konuşur da konuşur. Onu susturduğunda tam dersin ki kendine “Hiç önemli değil, kimseye ihtiyacım yok. Ben halledebilirim.” Oysaki yardım istemeyi bilmediğin sürece halledebileceğin hiçbir şey olmadığını göreceksin.
Şöyle bir söz okumuştum. “Yardım istemek sizi güçsüz değil güçlü yapar. Asıl güç yardım istemektedir.” diyordu. Bu yardımı isteyecek cesaret ve özgüven varsa tamamsınızdır. Bazen yardım istemek zor gelir, nasılsa bana yardım etmezler yine kendimle baş başa kalırım, diye düşünürüz. Yardım istemekten çekiniriz. Bizim talebimize karşı hâlâ yardım alamayıp tek başına kalıyorsak oradaki ilişkimizi gözden geçirmemiz gerekir. Aslında hayatta her şey bir denge meselesidir. Siz de çok duymuşsunuzdur alma verme dengesini.
Size bunları söylediğime bakmayın, benim de çözemediğim birçok konu var sorumluluklara ve yardım istemeye dair. Ama adım atmaya, kendimi geliştirmeye ve bu dengeyi kurmaya gayret ediyorum. Bazen zor geliyor. Çocuğumdan yatağı toplamasını isteyip saatlerce toplanmadığını görmek öfkelendirebiliyor olsa da kendime söz veriyorum bir daha toplamayıp bu sorumluluğu ona devretmeye. Omuzlarımıza binen bu yüklerden özgürleşmeyi hak ediyoruz. Bize ait olmayan tüm sorumluluğu kime aitse ona devretmeyi hedefleyerek atacağınız adımlarda duyduğunuz gürültüden bir ses olarak size fısıldamaya niyet ediyorum. Kulağınıza ufaktan da olsa sesim gelsin. Kendinize hak ettiği değeri vermekten çekinmediğiniz sevgi dolu nice günlere…

















