“İnsan bazen en çok ayakta durduğu için yorulur.”
Bize güçlü olmayı öğrettiler. Ama güçlü olmanın ne olduğunu hiç anlatmadılar. “Ağlama,” dediler. “İdare et,” dediler. “Büyütme, geçer,” dediler. İnsan kırılırken bile dimdik durmayı öğrendi.
Sonra fark etmeden, ait olmadığı topraklarda yaşamaya başladı. Uyum sağladı. Mutlu değilken mutluymuş gibi yaptı. Komik gelmeyen şakalara güldü. İçinden “Artık yapamıyorum.” diye haykırırken, dışarıdan “İyiyim.” demeye devam etti.
Bazılarımız geceler boyunca uyuyamadı. Yatağını paylaştığı insan bile o sessiz uykusuzlukların nedenini bilmedi. Çünkü acımızı saklamayı, acımızı yaşamaktan daha iyi öğrendik.
Gidenlerin ardından gerektiği kadar yas tutmadık. Kalanlara yük olmamak için gözyaşlarımızı erteledik. Korkularımızı dillendirmedik. Çünkü korkmanın zayıflık olduğuna inandırıldık. Hiç kimseye dönüp, “Korkuyorum.” diyemedik.
Sonra yıllar geçti. Duygularımızı sustura sustura, bedenimizi konuşturmaya başladık. Omuzlarımız taşıyamadığı yüklerin ağırlığını aldı. Sırtımız, yıllardır “güçlü ol” denilen cümlelerin altında eğildi. Boynumuz tutuldu. Belimiz yoruldu. Nefesimiz daraldı. Bedenimiz, susturduğumuz her duygunun sessiz arşivine dönüştü.
Biraz hissizleştik. Biraz duyarsızlaştık. Biraz kendimize yabancılaştık. Ve en acısı…
Aynaya baktığımızda yorgunluğumuzun nedenini bile açıklayamaz olduk. Çünkü insanı en çok taşıdığı yük değil; indirmesine izin verilmemiş yükler yorar.
Ne garip… Herkes bize ne kadar güçlü olduğumuzu söyledi. Kimse ne kadar yorulduğumuzu sormadı.
Oysa bazen en büyük cesaret, dimdik ayakta durmak değildir. Bir gün dizlerinin üzerine çöküp, “Artık taşıyamıyorum.” diyebilmektir.
Çünkü insan, her şeyi taşıdığı için güçlü olmaz. Neyi bırakması gerektiğini bildiğinde güçlenir.
Belki de bugüne kadar güçlü görünmeye çalışırken ihmal ettiğin tek kişi, kendindin. Ve belki de iyileşmek; biraz daha dayanmak değil, ilk kez yüklerinden birini usulca yere bırakabilmektir.
Bugün kendine şu soruyu sor:
Gerçekten güçlü müyüm, yoksa sadece yorulduğumu kimse görmesin diye dimdik mi duruyorum?
















