Bir kaburga meselesi midir aşk?
Daha çok erkeğe mi yakışır, kadına mı? Ya da cinsiyeti olmayan mıdır aşk?
En başa gelelim mi? Aşk nasıl doğdu? Aşk duygu mu? Yoksa varoluş mu? Âdem ile Havva’da başladı aşk!
Hz. Âdem’in, Allah’ın kendi ruhundan üflemesiyle yaratıldığı ayetlerce anlatılır. Hz. Âdem cennettedir. Hurileri, eşleri, köşkleri vardır. Fakat ilk yaratılan insan Âdem olduğundan bu eşler insan değildir. Huriler ondan değildir. Ve Âdem eksik kalır. Özler, neyi özlediğini bilmeden. Bekler tamamlanmayı.
Tabii ki Rabbim yarattığı kulunun eksiğini biliyordur. Meleklerine, “Âdem’e sorun, neyi var?” der. Melekler sorar:
“Ey Âdem, neyin var? Cennettesin! Eşlerin, hurilerin, köşklerin var. Neden mutsuzsun?” Âdem, “Bilmiyorum, bir şey eksik ama ne, bilmiyorum.” der.
Tabii Allah yarattığı kulunu biliyordur. Ve meleklerine emreder: Âdem’i bayıltın, sol göğsünün altındaki kaburgayı çıkartın.
Melekler emre uyar. Hz. Âdem’i bayıltıp kaburgasını alırlar. Ve Allah bir iskelet oluşturmalarını söyler. Ardından Hz. Âdem’in nefesinden (nefsinden) Hz. Havva’yı bedenlerler.
Ve sonra, “Uyandırın Âdem’i.” der.
Hz. Âdem uyanır. Hz. Havva’yı gördüğü an âşık olur. Kime âşık olur?
Kendinden olana. Nefsi ile gördüğüne.
“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm Suresi, 30/21)
Hz. Âdem âşık olur ilk gördüğü an. Ve Allah onları imtihan için dünyaya gönderir. Hz. Âdem ile Havva dünyaya beraber gelmemişlerdir. Hz. Âdem 40 yaşında dünyaya indirilmiştir. 40 yaş kâmil yaşıdır. Ve birçok peygamber 40 yaşında peygamber olmuştur. Evliyalar, salihler ve Allah dostları hep 40 yaşından sonra kendilerini bulmuştur.
Dünyada ise Hz. Âdem ile Havva 80 yıl birbirlerini aramıştır. Aşk aramadan bulunmaz. İmtihansız olmaz.
Ve aşk sensindir! Senin parçan.
Sonra yaratılan bütün ruhlar tıpkı Âdem gibi önce nefs (Âdem), sonra nefsten nefsini yaratmıştır. (Kadın)
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinize itaatsizlikten sakının…” (Nisâ Suresi, 4/1)
“Sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisiyle huzur bulsun diye eşini de ondan var eden O’dur…” (A‘râf Suresi, 7/189)
Aşk senin aynındır. Aynandır.
Bizler hepimiz birer Âdem ile Havva’yız. Dünya yolculuğunda her nefis aşkını arar. O derin, içten muhabbeti.
Çünkü tattı. Dünyada imtihan yolculuğunda ayrıldı. Gelelim dünyada tattığımız aşklara:
Nefsin tek bir aşkı (eşi) olduğuna göre, dünyada yaşadığımız aşklar, hepsi bizim ruh eşimiz mi? Elbette ki hayır!
Fakat gördüğün, ısındığın, sevdiğin insanlarda ruh eşinin yansımasını gördüğünden seversin. Aslında aşk tek bir kişiye. Senden olanı arama yolculuğuna aşk dersin. Sonra o değil, bu; bu değil, diğeri diye diye nefsinin diğer yarısını ararsın.
Eğer sen doğru yolda değilsen bulamazsın. Eğer o doğru yolda değilse yine karşılaşamazsın. Ta ki aynı frekansta hissetmeye başlayana kadar.
Bir de burada yaş aralığı var. 40 yaş aslında karşılaşmaya yakın ya da ihtimal olan yaşlardır. O da senin geçtiğin yollardan geçmiştir. Coğrafya farklı olsa da kader birbirine benzer.
Onun da kalbi senin gibidir. Sen merhametli isen o da merhametli, sen inançlı isen o da inançlı, sen yardımsever isen o da yardımsever. Sen boşlukta isen o da boşlukta!
Çünkü seni arıyor. Sen de onu.
“Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı…” (Nahl Suresi, 16/72)
İki ayrı bedende birleşmeyi bekleyen ruhların yolculuğudur aşk!
“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara Suresi, 2/187)
Dünyaya gelirken hepimiz bir suret seçtik. İmtihana geldik. “Sizi çiftler hâlinde yarattık.” (Nebe Suresi, 78/8)
Öyleyse bir insan bir çiftten oluşuyorsa, beklediğiniz hurileri ve eşleri bir düşünün! Cennet arzuların yeri midir? Öyleyse neden Hz. Âdem aşk istedi?
Aşk olmadan baktığın hiçbir şey güzel değildir. Aşktır insanı doyuran, yaşatan ve bekleten.
“Ve onların kalplerini birbirine ısındırdı. Sen yeryüzündekilerin hepsini harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın. Fakat Allah onların arasını kaynaştırdı.” (Enfâl Suresi, 8/63)
Herkes aşk ile tanıştı, karşılaştı ve ayrılarak dünyaya geldi. O yüzden her güzele aşk anlamı, her yakışıklıya “Ben senin solunum.” demeyin.
Elbiseler çıkınca ne o güzellik kalacak ne de o yakışıklılık. Sadece ruhun!
Ve ruhunun diğer yarısı, eşin.















