İnsan, hayatın içinden geçerken yalnızca yaş almaz; her deneyimle biraz daha derinleşir. Kimi zaman bir vedanın ardından sessizleşir, kimi zaman beklenmedik bir iyilikle yeniden umutlanır. Dışarıdan bakıldığında aynı kişi gibi görünse de, içinde her gün yeniden şekillenen bir dünya taşır. İnsanın gerçek hikâyesi, başına gelenlerde değil; başına gelenlere nasıl anlam verdiğinde saklıdır.
Çoğu insan başkalarının gördüğü yüzüyle tanınır. Oysa insanı asıl anlatan, kalabalıkların içinde söyledikleri değil; yalnız kaldığında düşündükleridir. Karakter, alkışların arasında değil, kimsenin görmediği anlarda verilen kararlarla oluşur. İnsan bazen bir ömür boyunca kendini anlatmaya çalışır; oysa onu en iyi anlatan şey, zor zamanlarda gösterdiği tavırdır.
Bir insanın değeriyse, sahip olduklarıyla değil; kaybettiklerinden sonra koruyabildiği erdemleriyle ölçülür. Hayat herkese farklı yollar sunar. Kimi yollar çiçeklerle süslüdür, kimi yollar dikenlerle. Ancak hiçbir yol, yürüyenin ruhundan bağımsız değildir. Aynı fırtına bir ağacı kökünden sökebilirken, başka bir ağacın köklerini daha da derine ulaştırabilir. İnsan da yaşadığı zorluklarla ya kırılır ya da güçlenir; seçim çoğu zaman yaşadıklarında değil, onlara verdiği karşılıktadır.
Acılar ve zorluklar insanı değiştirmez; insanın içinde zaten var olanı ortaya çıkarır. Bir insanın kalbini anlamak için yalnızca sözlerine değil, sessizliklerine de kulak vermek gerekir. Bazen anlatılmayanlar, anlatılanlardan daha fazla şey söyler. Her tebessümün ardında bilinmeyen bir mücadele, her güçlü duruşun ardında görünmeyen bir kırgınlık olabilir. Bu yüzden insanlar hakkında hüküm vermeden önce onların yürüdüğü yolları düşünmek gerekir.
Yargılamak için bir dakika yeter; anlamak için ise bazen bir ömür gerekir. Sizce de öyle değil mi? İnsan, çevresine bıraktığı izlerle yaşar. Söylediği güzel bir söz, uzattığı bir yardım eli, zamanında gösterdiği bir merhamet; yıllar geçse de unutulmaz. İnsanın gerçek mirası, sahip olduğu servet değil; dokunduğu hayatlardır. Bazı insanlar geldikleri yeri güzelleştirir, bazıları ise gittikleri yeri. En değerlileri ise varlıklarıyla kalplerde iz bırakanlardır.
İyilik, karşılık beklemeden yapılan en sessiz yatırımdır; fakat getirisi nesiller boyunca sürer. Belki de insan olmanın en güzel yanı budur. Kusursuz olmak değil, eksikleriyle birlikte iyiliği seçmeye devam edebilmek. Hayatın sonunda geriye kalan; sahip olduklarımız değil, bir başkasının hayatına kattığımız umut, güven ve sevgidir. İnsan, ardında bıraktığı başarılarla değil, kalplerde uyandırdığı duygularla hatırlanır.
“İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Asıl önemli olan gözle görülmez.” (Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens)
KAYNAKÇA
- Frankl, V. E. İnsanın Anlam Arayışı. İstanbul: Okuyan Us Yayınları.
- Geçtan, E. İnsan Olmak. İstanbul: Metis Yayınları.
- Montaigne, M. Denemeler. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Saint-Exupéry, A. de. Küçük Prens. İstanbul: Can Çocuk Yayınları.
















