Günümüz insanın en çok şikâyet ettiği konulardan biri yalnızlık. Bu insanlar arkadaşlara hatta bir aileye sahip oldukları halde yalnız olduklarını ileri sürüyor. Çünkü mesele birileriyle sohbet etmesi değil, ruhunu doyurmayan kimselerle bir arada olması.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte modern insanın elinden telefon düşmüyor. Çalışmadığı ya da mola verdiği zaman telefonunda birileriyle yazışmak, sosyal medya hesabında eğlenceli videolarla vakit geçirmek moda haline geldi. Bir kafede veya restoranda birileriyle yemek yerken, çay içerken bile resim değişmiyor. Herkes telefonuyla meşgul. Arkadaş sohbeti, video alış-verişinde bulunmaya dönüşünce ve insanlar duygularını bertaraf edip yüzeysel ilişki kurunca, yalnızlığın ayak sesleri duyulmaya başlıyor.
Kimse kimseye güvenmediği için dertleşmeler rafa kalktı. İnsanlar kendileriyle ilgili bir şey anlattığında başkaları için dedikodu malzemesi verdiğinden artık emin. Güven hissinin azaldığı kişiyle görüşmeseler de olur tabii, ama sosyal yaşam, belki ortak iş sebebiyle bir araya gelmek zorunda kalanlar, günü kotarmanın derdinde.
Yalnız hissetmenin diğer bir sebebi ruhun istediği doygunluğu ona yaşatmamak. İnsan aslında bilmeli ki yalnızlık çeken kendisi değil ruhu. Ruhun ihtiyaçlarını görmezden geldiğinizde içsel bir huzursuzluk yakanızı bırakmaz ve kendinizi çok daha kötü hissedersiniz. Modern dünyada bu eksikliği gideren birileri var tabii: Psikologlar… Ailenize, hatta dostlarınıza(!) anlatamadığınız şeyleri ücret karşılığı onlara anlatıp arkadaşlık kuruyorsunuz. Mesleki kurallardan ötürü her şey psikologların dosyasında yer alıyor ve böylece kimse sizin gizli sırlarınızı öğrenmiyor.
İlişkilerde samimiyete ve dostluğa özen gösterenler karmaşa yaşıyordur. Yüzeysel ilişkilerle tatmin olmayan kimseler için şimdiki düzen ne yazık can yakıyor. İlişkilerin hiç dert yokmuş gibi yaşanması, sonrasında ise, bize hiçbir şey anlatmazdı, savunmasına geçilmesi, aslından kişinin birine açılmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Belki de bu yüzden intiharlar yaşanıyor. Derdini çözecek samimi eşe, dosta, evlada sahip olmadığını düşünmek, kişiyi aynı ev içinde başkalaştırıyor ve yakın görünenlere karşı yabancılaştırıyor. Çareyi ise yaşamı terk etmekte buluyor ki çok üzücü.
İnsanın yalnızlık hissetmesi kadar kötü bir şey yok şu hayatta. Ruhun iyi hissetmesi, kimse olmasa da Yaradan var, denmesi çok önemli. Sıkılıp bunaldığınızda, bu da geçer, deyip aklınıza sadece ölümün çaresizliğini getirin. Gerisi hallolur.
Yalnız hissetmemeniz ümidiyle…


















