Kilo yeme içmeye mi bağlıdır?
Çok yemek yiyen kilolu, az yiyen zayıf mı oluyor?
Peki neden birçok diyet yapan, diyet yapmasına rağmen tartıda değişim görmüyor? Ya da şöyle diyelim: Diyeti bırakınca neden eskisinden daha fazla kilo alıyor? Bu insanlar normalin üzerinde yedikleri için mi böyle oluyor?
Bazıları da ne kadar yese, yediği onu yiyor sanki… Bu insanların içinde bir canavar mı var? Onlara bir gram fayda etmiyor.
Normal insan vücudu, düzenli ve sağlıklı beslendiğinde büyük değişimler göstermez. Peki normal olmayan nedir? Duygu…
Vücudumuzdaki hastalıklar, bozulan metabolizma; stres ve duygulara bağlı olarak çalışır. Çok yemesine rağmen kilo almayan bireyler, zihinlerinde ve kalplerinde kendilerini yiyip bitirirler. Sonrasında geriye, normalden fazla çalışan bir metabolizma kalır…
Ve yediğini değil, kendini yakan bir beden… “Ne güzel!” diyerek imreniriz o insanlara. Ama bir de onlara sormak gerekir…
Duygularını içine atarak, yoğunlaşarak; bir makine gibi eritir bedenini. Sağlıklı mı? Elbette değil!
Peki kilo alan insanlar gamsız mı, umursamaz mı? Onların içinde hiç duygu yok mu?
İşte cevabı: Kilo alan insanlar duygulara tutunur, hazmedemez ve biriktirir…
Ruhu ve kalbi daralırken, beden de onu takip eder. Söylenmeyen sözler, işitilen ağır cümleler…
“Sözün hiç ağırlığı olur mu?” demeyin. Bazen 10 kilo, bazen 100 kilo gibi hissedilir kalpte… Sözün ağrısı kalpte, ağırlığı bedende kalır.
Ruhu beslenen, duyguları hafif, sevgisi yerinde olan insanlarda ise diyet ve perhize çoğu zaman gerek kalmaz.
Kalori hesabı yapmaz bu insanlar. Onlar hayatın, aşkın ve geleceğin hesabını yapar.
Mutluluk kalori yakar, huzur cilde renk verir. Makyaja bile ihtiyaç kalmaz… İçten bir tebessüm; yanaklara al, gözlere ışık olur. Hem parlar, hem aydınlatırlar…
Yarın diyete mi başlayacaksın? Öyleyse önce kalbinde biriktirdiklerinle başla.
Yoksa kilo almak mı istiyorsun? Kimsenin kalbini öğütmesine izin verme.
Diyetisyen reçetesi ikinci adımdır… Belki de hiç gerek kalmayacak. Çünkü toplumun dayattığı kilolar, sağlıklı insan ölçüsü değildir. Biz vitrinlerde değil, hayatın içinde yaşıyoruz.
En büyük diyetiniz; sizi tüketenlere, kalbinizi görmeyenlere, duygularınızı anlamayanlara olsun…
Yaşamak; kalbinize şifa, ömrünüze bereket, ruhunuza bedensiz kanat olsun…
Sevgiler, saygılar.
















