Yâr eyledim yâr eyledim;
Seni bildim de yâr eyledim.
Ölüme ramak kala imdat ettim!
Bana can eyledin diye;
Seni âb-ı hayat eyledim.
Seni bir gülistân bildim de;
Kendimi bâğban eyledim…
Yâr eyledim yâr eyledim;
Sen saklanırsın akabe dağlarının ardınca.
Sana ulaşmak imkansızmış ömrümce,
Sana vûslat için ser’den güzâr eyledim.
İmkânsızı, yâr için imkân eyledim.
Hasret kor bir ateş gibi yaktı bağrımı,
Hayalini, bağrımı serinleten âb eyledim.
Çeşm-i siyahını her gecem,
Uzamış saçlarının karasını Şeb-i Arûs’um eyledim…
Yâr eyledim yâr eyledim;
Seni sevdim de yâr eyledim.
Kendimi cân seni cânân eyledim.
Ben âşık, seni mâşûk eyledim.
Kirpiklerini yay, bakışlarını ok bildim.
Her bakışında kalbimi, kalb-i sihem eyledim.
Bir ateş düşürdün sineme, cehennem misali,
Sinem-i sihemimi, kalb-i sûzân eyledim.
Eyledim de eyledim;
Seni yâr-ı bâki eyledim.
Mecazdan güzâr ettim de seni hakikat eyledim…
Yâr eyledim yâr eyledim;
Yokluğundan beri içim bir çöl,
Ben Kays’tan güzâr etmiş Mecnûn.
İçimin çöllerinde seni aradığım Leylâ eyledim.
Tam buldum derken, seni kaybettiğim yâr eyledim.
Aradım, hep aradım Leylâ’yı;
Mecnûn gibi içimin çöllerinde.
Bulup da hayal çıkan ne kadar Leylâ varsa
Aldatıcı birer serap eyledim.
İçimdeki çölün kızgın sıcaklığıyla âşktan kalbi susamış bir bedevîyim.
Ben kalbim için âb ararken;
Leyla’yı vâhâ eyledim…
Aklımın bütün sınırlarını aştım
Gönlümün sınırlarına taştım
Bir Leylâ bulmak için hep Mecnûn dolaştım.
Aklı serhoş, gönlü hoş olmuş divânê bir aşıktım.
Leylâ’yı ararken, Leylâ’dan güzâr ettim.
Bulduğum bütün seraplara Leylâ diye kandım.
Hep Mecnûn olup hep yandım.
Cehennemi Cennet sandım.
Yandım da piştim.
Evvelde pişmemiş bir hâmdım
Mecazden güzâr ettim hakikati buldum.
Leylâ’dan güzâr ettim, Mevlâ’yı buldum.
Aradığımı bulmadan, aramadığım hakikati buldum.
Mecazler bir körlüktür, hakikatlere.
Aradığımı ararken aramadığımı buldum.
Mecazi aşktan güzâr ettim,
İlahi aşkla doldum…


















