Gurbet, en genel tanımıyla, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden ayrı, yani uzakta olma hâlidir, diyebiliriz. Fakat bu tanımının aksine asıl gurbet, içimizdeki hakikatten uzak kalma hâli diye düşünüyorum. Evet, bahsettiğim gurbet; hakikate, kendimize, en çok da Rabbimize uzak kaldığımız zamanlarda açığa çıkıverir. Esasında inananlar için bu dünya da bir gurbettir. Bu dünyadaki en güzel sığınak ise Allah’tır. Zordur gurbet, sancılıdır; sabır ister, gözyaşı ister, teslimiyet ister. Ama mükâfatı da en az sabrı kadar büyüktür. Zahmetten sonra gelir en yüce Rahmet! Rahmet gelinceye dek Allah türlü türlü imtihanlardan geçirir insanı; geçirir ki gerçek hakikat yolcusu ile yolcusuymuş gibi yapan ortaya çıksın, çıksın da hak ile batıl ayrılsın.
Gün, hakiki gurbeti bilmeyenlerin kalbine doğmaz; gün, Rabbinden uzak kalanların da kalbine doğmaz. İnsan yaşadım zanneder de bu dünyada debelenir durur. Nefsinin esiri olur. Oysa Dünya’nın gurbet olduğunu fark edip Allah’a sığınanların hâli başka! Namazla yükselir beş vakit kalpler arşa! Kulun dünyaya sırt çevirip Rabb’ine en güzel şekilde sığınmasıdır çünkü namaz; vuslat hasretini bir nebze de olsa dindiren! Meydan okumaktır dünya gurbetine; dünyayı bırakıp Allah’a koşmaktır. Bu yüzden bir ibadetin çok ötesinde münacattır, arınmadır, sığınmadır. Bunun önemini kavramayan gönül ise ziyandadır. Hatırlat kalbine; kul olamazsan, kül olursun.
Bir değil iki saksağan rızkını ararken karşıma çıktı bugün: “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâhû aleyhi tevekkeltu ve hüve rabbül arşil azîm” (Tevbe Suresi 129. Ayet). Anlamı: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” Ben işaretleri kalbimde taşırken tesadüfi olamaz ya saksağanların penceremi ziyareti; kuş dilini bilmek istiyorum bu sebepten… Bilemesem de anlamlandırdığım bir hakikat var ki; kuşlar gurbeti en iyi bilenler ve bildiğim kadarıyla kuşların en hafızası kuvvetli olanı saksağanlar. Onlar unutmayan kuşlar; hayvanları, insanları, canlı cansız varlıkları ama en çok Allah’ı! Bu kuşlar kadar zikretsek aşabilir miydik acaba bunca gurbeti? Yenebilir miydik içimizdeki uzaklıkların amansız gafletini? Siyah beyaz saksağanlar ne anlatmak istedi şimdi bana? Unutmayış, ya siyah ya beyaz yaşayış ve bu süregelen arayışla ne anlatmak istediler bana? İnsan nisyandan gelir, unutandır. Hatırlama dersi mi veriyor bu kuşlar bana? Müjde mi, haber mi, işaret mi? Anlamını henüz idrak edemesem de bildiğim bir hakikat var ki; muazzam bir tevafuk içerisindeyim. Bunca tevafuğun eteklerinde payıma hatırlamak, anlamlandırmak, hakikatin izini sürmek ve dünya gurbetinden Allah’a sığınmak düşüyor ve sonsuz bir tevekkül… Şimdi saksağanları uğurlama vakti; kalbim rızkının peşinde, huzura gidiyor, huzura ve huzura… Secdeler bekliyor beni aşkla!


















