Hayatın rutininden, günlük karmaşalardan, kısacası her şeyden uzaklaşıp biraz mola vermek istiyoruz değil mi? Peki, kaç kişi bunu başarabilecek imkânlara sahip ya da zamana!..
Keşke bir stop düğmesi olsa yaşamın. Arada bir “dur” diyebilsek. Boğulacak gibi hissederken nefes alabilmek için sessizlikte kendimizi bulup yenilenebilsek.
Geri gelmeyecek olan ve akıp giden zamana karşı direnecek gücü bulmak bazen oldukça zorlayıcı olabiliyor. Hep güllük gülistanlık değil yaşam, malûm. Keyfimiz ya da sağlığımız hep iyi olmuyor. İnsan kendisiyle baş başa kalıpta kendi iç sesiyle dinginlik sağlayamadığı zaman gerginliği artıyor ve ister istemez yaşam kalitesi bozuluyor.
Kendini dinlemek kişiye huzur verir. Ne isteyip istemediğini, neyin kendisine iyi ya da kötü geldiğini bilir. Bazen bir kitap okumak, bazen güzel bir müzik dinlemek ya da bir şeyler çizmek, yazmak, spor yapmak, el işi ile uğraşmak vs. Hobilerimiz ya da sadece yürümek… Nasıl ve ne şekilde iyi hissedeceksek onu gerçekleştirmek bizi daha iyi hissettirir ve motive eder.
Yazımın başlığında olduğu gibi; “Biraz Sessizlik”. Seslerin içinde yorulmuş zihnimizi ve bedenimizi dinlendirmek için sükûnet içinde olmak. Hepimizin bildiği ve sürekli söylendiği üzere, kişi gün içinde birkaç dakika bile olsa gözlerini kapatıp biraz dinlenmelidir. Yoruluyoruz ve kendimize zaman ayıramıyoruz. Sadece birkaç saat uykuyla ayakta kalıp koşturmacaya devam ediyoruz. Çoğu kez yorgun uyanarak güne başlıyoruz ve hâliyle de yorgunluk günlük rutinimizde artarak devam ediyor. Bedensel yorgunluğun yanı sıra zihinsel olarak ta etkisini hissediyoruz.
Sağlıklı ve her anlamda kaliteli bir yaşam sürmek için önceliğimiz kendimiz olmalıyız. Bu bir bencillik değil, aksine kişinin kendi benliğine saygısıdır.
















