Geçtiğimiz günlerde, Eskişehir Senfoni Orkestrası’nın verdiği bir konsere katılma zevkine eriştim. Tek kelimeyle mükemmeldi. O akşam klasik müzik ve sinema gibi sevdiğim iki sanat dalı birleşince, aldığım haz da ikiye katlandı.
“Film müzikleri” deyip geçmeyin lütfen. Bazı klasik müzikseverler belki bana katılmayacaklar ama sinema; özellikle son elli yılda üretilen en güzel senfonilerin meydana gelmesinde büyük bir pay sahibi olmuştur. Bu sektörde yıldızlaşan bestecilerden birkaçı artık Mozart ya da Beethoven gibi dâhilerle birlikte anılır oldular ki bence bu çok yerinde bir düşünce.
Film müziklerinin çağdaş besteciler ve eserler çıkarmasının yanı sıra bence çok önemli bir etkisi daha var: O da kendine özgü bir müzik alışkanlığı olan toplumumuzu klasik müzikle tanıştırmış olmasıdır.
Cumhuriyet dönemi ile birlikte ilk kez hayatımıza giren bu sanat türü, ne yazık ki uzun süre geri planda kalmıştı. Kitap okuyanlara “Anarşik mi olucan?” diyerek okumanın önüne geçenlerin yanında, bir de klasik müzikten rahatsız olup “Bu ne böyle! Gıy gıy kafam şişti!” diyen insanlar türemişti.
Neyse ki imdada sinema salonlarını dolup taşıran filmler yetişti. Film izlerken arka planda çalan o melodileri belki bir konser sırasında orkestradan dinleseler sıkılıp uyuklayabilecek olanlar; hikâyenin heyecanına kapılmalarını sağlayan bu eserleri bir filmin içinde, yargılamadan ve severek dinlediler. Yıllar içinde ne mutlu ki toplum, bu sayede klasik müziğe olan bakış açısını az da olsa değiştirmeyi başardı.
Konser akşamı, başka hiçbir klasik müzik etkinliğinde görmediğim bir coşkuya şahit oldum. Özellikle Star Wars gibi efsaneleşmiş parçalar çalındığında; küçük büyük herkese tanıdık gelen o melodilerle insanların bir maceranın içine sürüklendikleri her hallerinden belliydi.
Her ne kadar şimdilerde her türlü müziği saniyeler içinde avuçlarımızın içinde tutuyor olsak da canlı icra edilen bir senfoni performansının yerini hiçbir şey tutmayacak gibi görünüyor. Uzun lafın kısası; adeta bir “bypass” operasyonuyla, dolaylı yollardan da olsa memleketimin sanat damarları akmaya devam ediyor. Toplumdaki bu değişimleri izlemek gerçekten çok heyecan verici.
Sanatla kalın, hoşça kalın…


















