UZAKLAŞMA BİR TERCİH Mİ YOKSA REFLEKS Mİ?
Romantik ilişkilerde bazı bireyler için yakınlık rahatlatıcı değil, bunaltıcıdır. İlişki derinleştikçe, duygusal bağ güçlendikçe veya partner daha fazla temas talep ettikçe bu bireyler geri çekilir. Bu geri çekilme çoğu zaman “istememek”, “umursamamak” ya da “kaçmak” olarak yorumlanır. Ancak psikoloji bilimi bu davranışı, bilinçli bir tercih olmaktan çok öğrenilmiş bir bağlanma refleksi olarak ele alır.
Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin uzaklaşması; kişilik yapısından ziyade, erken dönem deneyimlerinin sinir sistemi ve duygu düzenleme mekanizmaları üzerindeki etkisinin bir sonucudur.
BAĞLANMA SİSTEMİ NASIL ÇALIŞIR?
Bağlanma sistemi, insanın doğuştan getirdiği biyolojik bir güvenlik mekanizmasıdır. Tehdit, stres veya belirsizlik anlarında devreye girer ve bireyi bağlandığı kişiye yöneltir. Bu sistemin nasıl çalıştığı ilk kez John Bowlby tarafından tanımlanmıştır.
Bowlby’ye göre çocuk, bakım verenle kurduğu ilişkiye dayanarak şu soruya cevap geliştirir:
“İhtiyaç duyduğumda biri benim için orada olur mu?”
Bu soruya verilen cevap, bağlanma stilini belirler.
- Eğer bakım veren duyarlı ve tutarlıysa → güvenli bağlanma
- Eğer bakım veren duygusal olarak mesafeli veya reddediciyse → kaçıngan bağlanma
Bu bağlanma örüntüleri yalnızca çocuklukla sınırlı kalmaz; yetişkinlikte romantik ilişkilerde de aktif biçimde çalışmaya devam eder.
KAÇINGAN BAĞLANMA NASIL GELİŞİR?
Kaçıngan bağlanma genellikle şu koşullarda gelişir:
- Çocuğun duygusal ihtiyaçlarının küçümsenmesi
- “Ağlama”, “abartıyorsun”, “kendi başına hallet” mesajları
- Fiziksel olarak var ama duygusal olarak yok ebeveynler
- Sevginin başarıya, uyuma veya sessizliğe bağlı olması
Bu koşullarda çocuk, bağlanma ihtiyacını bastırmayı öğrenir. Çünkü ihtiyaç göstermek karşılık bulmaz; hatta bazen eleştirilir.
Sonuçta çocuk şu stratejiyi geliştirir:
“İhtiyaç duymuyorsam incinmem.”
Bu strateji çocuklukta işe yarar; yetişkinlikte ise yakın ilişkilerde sorun oluşturacaktır.
KAÇINGAN PARTNER YAKINLAŞINCA NEDEN GERİ ÇEKİLİR?
Yakınlık Sinir Sisteminde Stres Oluşturur
Kaçıngan bireylerin sinir sistemi, yakınlığı güvenle değil stresle eşleştirmiştir. Partner duygusal olarak yaklaştığında, beyin bunu bir tehdit sinyali gibi algılar.
- Kalp atışı hızlanabilir
- Bedende huzursuzluk oluşur
- “Boğuluyorum” hissi ortaya çıkar
Bu fizyolojik tepki, kişiyi mesafe koymaya iter. Uzaklaşma gerçekleştiğinde beden rahatlar. Böylece kaçınma davranışı pekiştirilmiş olur.
Yakınlık, Bağımsızlığa Tehdit Gibi Algılanır
Kaçıngan bağlanmada “bağlanmak” ile “özgürlüğü kaybetmek” bilinçdışı düzeyde eş anlamlıdır. İlişki derinleştikçe birey şunu hisseder:
- Kontrol azalıyor
- Alan daralıyor
- Kendilik sınırları tehdit altında
Bu nedenle kaçıngan partnerler genellikle:
- Duygusal taleplerden rahatsız olur
- “Bunalmış” hisseder
- Kendi alanlarına çekilir.
Duygularla Temas Kurmak Zordur
Araştırmalar kaçıngan bağlanan bireylerin duygularını bastırmaya eğilimli olduğunu göstermektedir. Bu kişiler yoğun duygular karşısında:
- Duyguyu küçümser
- Konuyu değiştirir
- Mantığa sığınır
- Fiziksel veya duygusal olarak uzaklaşır
Yakın ilişkiler ise doğası gereği duygu temellidir. Bu da kaçıngan bireyler için ilişkiyi zorlayıcı hale getirir.
KAÇINGAN UZAKLAŞMA DAVRANIŞININ İLİŞKİDEKİ GÖRÜNÜMÜ
Kaçıngan partnerin uzaklaşması farklı şekillerde ortaya çıkabilir:
- Mesajlara geç cevap verme
- Duygusal konuşmalardan kaçınma
- Tartışma sırasında susma
- İlişki ciddileştiğinde geri adım atma
- “Biraz zamana ihtiyacım var”
Bu davranışlar çoğu zaman partner tarafından kişisel algılanır. Oysa bu durum çoğunlukla karşı tarafla değil, bireyin kendi içsel düzenleme sistemiyle ilgilidir.
KAÇINGAN BİREYLER SEVGİDEN KAÇAR MI?
Kaçıngan bireyler sevgiden değil, sevgide kaybolmaktan korkar. Sevmek isterler; ancak sevginin getirdiği açıklık, ihtiyaç ve kırılganlık hali onları zorlar.
Bu nedenle ilişkide paradoksal bir durum ortaya çıkar:
- Yakınlık isterler
- Ama yakınlık oluştuğunda geri çekilirler.
YANLIŞ İNANÇLAR VE GERÇEKLER
Bu ayrımı yapmak, ilişkilerde yaşanan acıyı anlamlandırmak açısından kritiktir.
- Yanlış: Kaçınganlar duygusuzdur
- Gerçek: Duyguları bastırırlar
- Yanlış: Kaçınganlar sevmez
- Gerçek: Sevgiyle başa çıkmakta zorlanırlar
- Yanlış: Uzaklaşmaları bilinçlidir
- Gerçek: Çoğu zaman otomatik bir savunmadır
İYİLEŞME MÜMKÜN MÜ?
Bağlanma stilleri değişmez kaderler değildir. Ancak değişim gerektirir,
- Farkındalık
- Duygusal çalışma
- Güvenli ilişki deneyimleri
- Gerekirse psikoterapi
Kaçıngan bireyin uzaklaşmayı fark etmesi ve bunu tek başına bir “alan ihtiyacı” değil, bir bağlanma tepkisi olarak görmesi iyileşmenin ilk adımıdır.
Kısaca özetlemek gerekirse kaçıngan partnerin uzaklaşması, karşı tarafın yetersizliğiyle ilgili değildir. Bu davranış; erken dönemde öğrenilmiş, sinir sistemine kazınmış bir korunma biçimidir. Yakınlık onlar için güvenli bir liman değil, fırtınalı bir deniz gibi hissedilir.
Yakınlıktan kaçmak, kaçıngan birey için bir hayatta kalma biçimidir.
Bu nedenle mesele sevginin yokluğu değil, yakınlığın oluşturduğu tehdittir.

















