İnsanın kalbi bazen bir bekleyişe dönüşür. Ne tam bir hüzün, ne de eksiksiz bir sevinçtir bu… Daha çok, içinde umut taşıyan bir sabır hâlidir. İşte ben de o hâlin içindeyim bugünlerde. Ellerimi semaya açtığım her an, kelimelerimden çok kalbimin konuştuğunu hissediyorum. Çünkü bazı dualar vardır; dudaklardan dökülse de asıl yankısını insanın iç dünyasında bulur. Ve ben, o yankının bir gün kabul ile karşılık bulacağına inanarak bekliyorum.
Dua, insanın Rabbine en saf hâliyle yönelmesidir. Ne bir gösteriş barındırır içinde ne de bir zorunluluk… Sadece bir ihtiyaçtır. Bazen bir çaresizlik anında, bazen de şükür dolu bir huzurda dökülür dilimizden. Ama her hâlükârda biliriz ki, Allah işitir. Bu bilmek, insanın içini ferahlatır. Belki hemen gerçekleşmez istediklerimiz, belki zaman uzar, yollar dolanır… Ama yine de kalbimizde bir sükûnet vardır: “Rabbim beni duydu.”
Beklemek zor gelir insana. Hele ki gönülden edilen duaların cevabını geciktikçe, insanın içi daralır. Fakat zamanla anlıyorum ki, beklemek de bir ibadetmiş. Sabretmek, teslim olmak ve en önemlisi güvenmek… Çünkü bazen biz acele ederiz ama kader acele etmez. Biz görmek isteriz hemen, ama Rabbimiz en doğru zamanı bilir. Belki bugün olmayan, yarın daha güzel bir şekilde olur. Belki de bizim sandığımız hayır, aslında bizim için hayır değildir. İşte bu noktada tevekkül devreye girer; insan, sonucu Allah’a bırakmayı öğrenir.
Dualarımın kabul olacağı günleri beklerken aslında kendimi de tanıyorum. Sabrımın sınırlarını, inancımın derinliğini, kalbimin neye ne kadar bağlı olduğunu… Her bekleyiş bir imtihan gibi. Ama aynı zamanda bir arınma süreci. İçimdeki gereksiz telaşları, fazlalıkları, dünya yüklerini yavaş yavaş bırakıyorum. Yerine daha çok güven, daha çok huzur yerleşiyor. Çünkü biliyorum ki, Rabbim benim için en hayırlısını takdir edendir.
Bazen gecenin en sessiz anlarında, herkes uykuya dalmışken, ben dua ediyorum. O anlar farklıdır… Sanki dünya biraz daha yavaşlar, kalp biraz daha açık olur. O karanlığın içinde bir umut ışığı belirir. İşte o anlarda anlıyorum ki, dua sadece istemek değil; aynı zamanda Rabbine yakınlaşmaktır. Ve belki de dualarımın kabul olması, sadece istediğimin gerçekleşmesi değil, bu yakınlığı hissedebilmemdir.
Ben hâlâ bekliyorum… Ama artık eskisi gibi sabırsız değilim. Çünkü biliyorum ki, her dua ya kabul olur ya da daha hayırlısıyla karşılık bulur. Ve bazen en güzel cevap, beklerken kazandığımız o derin teslimiyettir. Kalbimde taşıdığım bu inançla, ellerimi yine semaya açıyorum. Çünkü biliyorum; bir gün, tam vakti geldiğinde, dualarım en güzel şekilde kabul olacak.



















