Zaman, akıp giden bir su gibi. Saatler günleri, günler ayları, aylar yılları kovalar. Her sabah güneş doğar, hayat uyanır, günün koşturmacası başlar. İş, okul, sorumluluk akşama kadar devam eder. Aslında hayat hep canlıdır, gece de devam eder. Sabaha kadar vardiya sistemi ile çalışanlar vardır.
Teknoloji geliştikçe dünya büyük bir köy halini aldı. İnsanlar daha çok koşturmak, çalışmak ve üretmek zorunda. Adeta ışık hızıyla yaşar hale geldik, bu da bedensel ve ruhsal yorgunluk getiriyor. Kendine daha az zaman ayırma, dostluk ve arkadaşlık kavramının zayıflaması, evlerde aile fertleri arasında daha zayıf iletişim olması olumsuzluklardan bazılarıdır.
Belki küçük yerleşim yerlerinde durum daha stressiz, yaşam daha akıcıdır. İnsan ilişkileri, yardımlaşma daha fazladır; yorgunluk ve stres daha azdır. Ancak büyük şehirler öyle değildir. Zaman yorucu, sınırlıdır; insanlar bu ışık hızı koşturmasında bezgindir. Belki bir bayramı, yıllık izinlerini sabırsızlıkla beklemektedir. O zamanlar insanlar için yenilenme, dinlenme, sevdikleri ile beraber sakin, mutlu zamanlarıdır. Hayatın ışık hızı koşturmasında sakin bir vaha işte o anlardır.
Belki o tatillerin bitmesini istemeyiz. Uyumak, dinlenmek, gezmek, sorumluluktan uzak olmak isteriz. Ama hayat öyle demez; sayılı günlerin ardından ışık hızı günler bizi beklemektedir. Yani hayatın gerçekleri: sabah erken kalkma, çocukları okula bırakma, iş stresi, akşam gelirken alışveriş, yorgun bir iş günü sonrası keşmekeş trafik. Ve evine gelmek, biraz dinlenmek, bir çay kahve, yemek molası, ufak samimi sohbetler.
İnsanlar bunlara ulaşabilmek için akşamı sabırsızlıkla bekler. Bilir ki ışık hızı gün içinde kalmıştır. Işık hızını en belirgin yaşayan yerlerden biri hastanelerdir. Orada yaşam hep faaldir. Işık hızı orada hiç bitmez; sabah karanlıkla başlayan yaşam gece molası da vermez. Bu ışık hızına bazı devlet kurumlarını da katabiliriz: polis merkezleri, jandarma teşkilatı, askerlerimiz, MİT teşkilatımız gibi.
Bundan şunu anlayabilir miyiz? Yaşam bir ışık hızından ibarettir. Zaman zaman kısa molalar verse de akışkan, canlı ve diridir. Bu ışık hızında insanı diri tutan nedir? Sevdikleri, onlarla vakit geçirme, kısa mutluluklar… Belki kendi ile baş başa kalma, edindiği hobiler. En önemlisi sağlık ve huzur.
Zamanın akışı devam ederken ışık hızıyla sürüp gidecektir. Yine de kendimize, sevdiklerimize bu hızlı zamanda vakit ayıralım. Kısa mutluluklarla hayata devam diyelim. Sevgiler sizlerle olsun.


















