14 Nisan sabahın 5’i… Yüreğimde şimdiye kadar hissetmediğim bir acı, yüzümde bir şaşkınlıkla annemin acı dolu yüzü karşımda duruyor. Ambulansın acı çalan siren sesi ile evime 3 hemşire geliyor. Annem nefes nefese iken nefesi bir anda kesiliyor, fark edemedim. Alelacele bir şekilde sedyeye koyup taşıyoruz. Ambulansa onu sağlıkçılara emanet edip bekliyorum. Kalp masajı yapılırken “Allah’ım onu bize bağışla” diye dua ediyorum.
Hastanenin acil bölümüne varıyoruz. Annem kırmızı alana alınıyor. Güzel bir haber alacağım umuduyla bekliyorum. Doktor, “3 defa döndürmeye çalışıyoruz” diye beni bilgilendiriyor. O esnada annemin üzerindeki kıyafetler bana teslim ediliyor. Boğazım düğüm düğüm oluyor. “Yoksa annemi mi kaybediyorum?” diye gözüm dalıyor. Doktor son defa kırmızı alandan çıkarken bana dönüp, “Maalesef her şeyi yaptık ama kurtaramadık, başınız sağ olsun” diyor.
Nasıl bir duygu bu? Ne demem gerekiyor? Derken birden ağabeyim bana sarılıyor ve gözyaşlarım sel olup akıyor. Annem hep yanımdaydı benim, ben de onun yanında… Şimdi ise yapayalnız kalıyor annem, ben de onsuz kalıyorum. Acının tarifi yok… Acının resmini çizemezsiniz.
Hastanenin gasilhanesinde bir bayan onu yıkayıp kefenlerken ben de mezar işleri için koşturuyorum. Tatlı bir telaş değil bu, acının telaşını taşıyorum. Ablamın İstanbul’dan gelişini beklerken annemi morgda bekletiyorum. Ertesi sabah ablam geliyor. Öğlene doğru annemi hastanenin morgundan alıp cenaze arabasına yüklüyoruz. Ardından camiye, namazını kıldırmak üzere yola çıkıyoruz.
Camiye varıp annemi musalla taşına koyarken gözlerimden yaşlar dökülüyor. “Namazını nasıl kılarım?” anne diye içimden geçiriyorum. Namazı kılıp cenazesini omuzlarda taşıyoruz. Tekrardan cenaze arabasına yüklüyoruz. Mezarlığa gidiyoruz ve annemi son yolculuğuna uğurluyoruz. Toprak altına, tahtaların üzerine kapatılması ve soğuk taşların üzerine atılmasıyla mezarını toprakla kapatıyoruz. Taziyeleri kabul ediyorum. Mevlidini okuyup taziye sona eriyor.
Selam anne…
Biliyorum, bizden uzakta olsan da benim kaleme aldığım duygularımı hissediyorsun.
Bugün 19 Nisan… Acımın 6. günü. İlk günkü acın hâlâ yüreğimde. Evin her köşesinde senin sözlerin, senin yaptıkların, en önemlisi senin yüreğin hâlâ burada kalmış. Can ciğerim, can parem, sol yanım, sevgisi yüce insan… Yanında huzur bulduğum.
Aramızdan ayrılsan da yüreğim seni hep anacak. Gözlerim gökyüzüne baktığında hep seni görecek… Yüzün yüzümde, sözlerin hep aklımda kalacak…
Melek yüzlüm, kabrin nur dolsun. Mekânın cennet olsun…
Seni seven, her daim sevecek olan oğlun.


















