Aşırı düşünmek ve yüksek empati yeteneğine sahip olmak duyarlı insanlar için lanet gibi bir şey. Hep mutsuzluğa mahkumlar. Hayattan başkaları zevk alırken onlar sanki dünyanın yükünü yüklenmeye gelmişler gibi.
Bazı insanların acınma duygusundan zevk aldıkları da bir gerçek. Kurban psikolojisi duygusuyla yaşamaktan, onlar için ahlanılıp vahlanılmasından haz duyan bu tiplerden biri hayatınızdaysa şanssızsınız. Yaşadıkları tüm ağır duyguların suçunu üstünüze atarlar, güldüğünüz için bile kızıp sizi üzerler. Sonra da karşınıza geçip sizin mutsuzluğunuzdan beslenirler.
Toyken, henüz iyi tarafta mısınız kötü tarafta mısınız siz bile bilmiyorken o insanlardan birinin ağına takılmış olmak sizi şanssız yapar. Kötülüğü seçen gelişmemiş şahsiyetlerin tuzağına düşmek hiç de zor değildir. Mesele o tuzaktan kurtulup bir daha düşmemektir. Bunu kaç kişi başarabilir ki?
İnsan yabancıların elinden kolayca kurtulabilir, zarar gördüğü anda kaçıp gidebilir, ama akrabalık müessesesi zarar gördüğünü bildiği halde kendini koruyamadığı bir kurumdur.
Anne-babadan, kardeşten, evlattan hatta zarar gördüğü eşinden bile kurtulamayan sayısız insan var yeryüzünde. Vicdan ve merhamet duyguları kişinin onlara yüz çevirmesine engel olur. Ama zarardan korunmasına engel olmaz.
Bilhassa hem cinsleri için kötü konuşan kadınlar tahammül sınırlarımı zorluyor. Yaptığı şeyleri beğenmemek, devamlı kınamak ve onların mutsuzluğundan beslenmek çok kötü. Oysa ki kadın kadının yurdudur. Böyle dostlarınız varsa şanlısınız. Çünkü öyle insanlarla geçirilen vakit kederi unutturur. Ağız dolusu güler, birlikte hüzünlenirsiniz. İhtiyaç duyduğunuzda birbirinizin yanınızdasınızdır. Gerçek şu ki; Hayat dostlarla güzel…
Nasıl insanlarla birlikte olmak istiyorsanız onar çıkın karşınıza. Sevgiyle kalın.
















