İyi insan olmak ne demek sahiden?
“Çok iyi bir anne.”
“Çok iyi bir baba.”
“Çok iyi bir kardeş.”
Peki, neyin iddiası bu?
İnsan zaten evladını sever, kardeşinden yana olur, sevdiği için fedakârlık yapar. Bunlar kıymetlidir ama tek başına iyiliğin kanıtı değildir.
Bence insanın iyiliği, sevgi olsun ya da olmasın, her yerde adil kalabilmesiyle ölçülür.
Çünkü adalet, herkese aynı şeyi vermek değildir. Daha az ihtiyacı olana, hiç ihtiyacı yokmuş gibi davranmak da adalet değildir. Birinin yarası daha küçük diye o yaranın acımadığını varsayamazsın.
İyilik yalnızca yabancıya uzattığın el de değildir. Sana ihtiyacı olduğunu bildiğin insanı yalnız bırakmamak da onun bir parçasıdır.
Peki ya birinin hakkı?
Sırf diğerini daha çok sevdiğin için birinin hakkını ötekine veriyorsan, bunun adı sevgi olabilir; ama adalet değildir.
İnsan herkesi eşit sevemez. Zaten mesele de eşit sevmek değildir.
Mesele, eşit sevmediklerine de hak ettikleri kadar adil davranabilmektir.
Çocukların arasında…
Çocuğunla başka bir çocuk arasında…
Kardeşlerin arasında…
Arkadaşların arasında…
Sevdiğinle daha az sevdiğin arasında…
Ve kendi menfaatinle bir başkasının hakkı arasında…
Adil misin?
İyi insan; sevgisini ayrı, adaleti ayrı tutabilen insandır.
Sevdiğini daha çok sevebilirsin. Ama daha çok seviyorsun diye ona, diğerinin hakkı olanı eksik etmemelisin.
Belki de iyiliğin en zor sınavı budur:
Kalbin taraf tutabilir. Vicdanın tutmamalı.

















