Kendi kendime düşünürken şu ifadelerde buldum kendimi:
Aradığım ne ve istediklerim yolumun bir parçası mı?
Doğmadan önce anne karnında başlayan zihinsel etkilenmelerimizin, bebekliğimizden itibaren aktif bir şekilde devam ettiğini düşünüyorum. Farkında olmadığımız, fakat hafızamıza kaydettiğimiz o kadar çok bilgi var ki… Bunlar zamanla harekete geçer, yaşam biçimine dönüşür. Biz de kendi çevremizde, o imajla tanınır hâle geliriz.
Fıtraten bir gerçek ki hepimizin yanlış yapma ihtimali var. Kendimize ve yaşama verdiğimiz anlama göre bunlar değişkenlik gösterebilir. Zihnimizde neye ulaşmak istiyorsak, kendimizi hangi mekâna ait tanımlıyorsak hep o yöne müracaat ederiz. Bizler hedefe ulaşmak için bütün tuşlara basar, buna göre hareket ederiz. Aslında aradığımız şeye kolayca ulaşabilmek, önümüze çıkan bütün engelleri görmezden gelmemize sebep olabilir. Bunun için birileri üzülmüş, haksızlığa uğramış veya yaptığımız şey ahlaki değerlere uygun olup olmamış; pek de önemli değildir. Çünkü…
İnsan, dilerse haksız durumda iken bile kendini haklı olduğuna inandırabilir. Bunun için ağlar, sızlar, yemin eder; bütün yeteneğini en ustaca kullanabilir. Çünkü onun için inanma eylemi budur. Fakat kanunların bize vermiş olduğu adalet kavramında tek taraflı bilginin pek de bir önemi yoktur. İnsan bunu ne kadar marifet zannetse de aklın kâr ve zararlarını hesap edemeyebilir. Çünkü bilinçaltındaki inancını kaybetmek istemez.
Yanlış yapmak bizler için gerçekten çok kolaydır ve kolay alışılabilir. Bunun zorluğunu, iş işten geçtikten sonra anlamak bize pek de uzak kalmayacaktır. Aklımıza geldiği gibi hareket etmek, duygularımız hangi durumda olursa olsun ona uyacaktır. “Sonunu düşünen kahraman olamaz.” misali, vicdan azabı, özür dilemek gibi eylemleri kaldırıp atacaktır. Suyun çokluğu veya azlığı onun için pek bir şey ifade etmez. Her şey bizim kontrolümüz altında olmadığı sürece bu böyledir.
“İnsan, başıboş bırakıldığını mı zanneder?” sözünü kavramadığı sürece saman çöpü gibi savrulup öyle bir yerlere gelir ki kendisi bile oraya nasıl geldiğine şaşırır. Fakat bizim inancımız bunu reddeder. İnancımızın kurallarına göre yaşarsak duygularımızı ve düşüncelerimizi daha münasip yerlere getirecek bir hâle bürünürüz.
Ve şu bir gerçek:
İnsan, Allah inancını düşüncesinde, rıza aşkını gönlünde taşımadığı müddetçe her zaman kendine kolay ve cazip olanı seçer. Oysaki bütün zorlukları kolaylaştıran Allah’tır. Sadece doğru yere bakmak ve doğru yerde aramak gerekir.
İnsan, insan olmanın gereği olarak hata yapmaya ve günah işlemeye meyillidir. Peygamber veya melek olmanın dışında bunlardan kaçmamız pek de mümkün değildir. Kendini yüceltmen, yanlış yapmaman değil; yanlıştan sonra tövbe edip kendini daha mükemmel olmaya yöneltmendir.
Nasıl doğru bir insan olabiliriz? Ne yaparsak Allah ve Resulü bizden razı olur? Yanlış yapmamak için nelere dikkat etmeliyiz?
Bunlar gibi liste başı cümlelerimiz olursa mutlaka doğru olanı görür ve kavrarız.
Allah’ım! Doğru yaptığımı zannederek yanlış işler yapmaktan beni koru. Doğru insanlarla aynı mecliste toplanmayı nasip eyle. Zihnimi ve aklımı Sana yönelebilmem için doğruyu görmeye ve anlamaya yönelt. İşte bu tavırlar bizim tercihlerimiz olsun. Vesselam.


















